KAPADOKYA – Güzel Atlar Ülkesi

Dünya’da eşi benzeri olmayan, binlerce yıllık tarih kalıntılarının ve coğrafi harikaların olduğu, ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesinin en üst kısımlarında yer almayı hakeden ”Kapadokya” turumuzda; kendi aracımızla seyahat edip, bölgenin az bilinen alanlarını da rotamıza ekleyerek eşsiz bir ” Kapadokya Deneyimi” yaşadık. Bu rotamızı ve yaptıklarımızı okumadan önce, gezimizin genel özeti olan aşağıdaki videomuzu izlemeyi unutmayın.

İlk durak yerimiz -> Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi; yapısı itibariyle dünyada eşi benzeri olmayan, güzelliğine hayran kalınan bölgelerden. Bizim burayı ilk durak olarak tercih etmemizin sebebi; İstanbul-Ankara istikametinden gelenler için yol üzeri olmasıydı. Nevşehir’e gitmeden evvel Aksaray’dayken önce bu vadiyi, sonra Derinkuyu Yeraltı Şehri’ni gezip, konaklama yapacağımız Uçhisar bölgesine geçtik.Ihlara’ya gelmek için Aksaray’dan Güzelyurt ilçesine, oradan da Ihlara köyüne gelirseniz vadiye ulaşıyorsunuz.Vadiyi anlatmadan evvel belirtmek isteriz ki; buraya giriş yaparken eğer müze kartınız yok ise mutlaka girişte satın alın. Çünkü Derinkuyu, Göreme Açık Hava Müzesi ve Paşabağlar’da gezerken de buradan edindiğiniz müze kartıyla ücretsiz gezebilirsiniz.

Ihlara Vadisi’nin oluşumu yüzyıllar süren bir coğrafi olayın sonucu aslında… Hasan Dağı’nın volkanik patlamaları sonucu kilometrelerce uzunlukta açılan bu eğimli araziyi Melendiz Çayı’nın yüzyıllar boyu süren traşlaması ve vadi içerisindeki iklime olan etkisi sonucu Ihlara Vadisi meydana gelmiş.Burası aynı zamanda ilk Hristiyanların yerleşip, yaşamlarını sürdürdükleri yer olarak bilinmekte ve vadide bir çok kilise görmek mümkün. Hatta bu bölge Anadolu Selçuklu döneminde Türk yönetimine geçtiği zaman Sultan II. Mesud, Hristiyanların yaşamlarına karışmamış ve onlara baskı yapmamış, onlar da kendisine teşekkür amaçlı kilise duvarlarından birinde onun resmini yapmışlar. O dönemde okuma yazma oranlarının çok düşük olması nedeniyle kiliselerin içerisinde yazıtlarla hristiyanlığı anlatmak yerine, resimlerle anlatmayı tercih etmişler.Duvarlarda Hz.İsa’nın göğe yükselişi, müjde, havariler, Hz.Meryem ve azizlerin olduğu resimlere rastlamak mümkün.

Vadi inişinin 397 adet merdivenden oluştuğu söyleniyor. Lakin merdivenlerden inerken bir ayrım görülüyor. Sol taraftaki merdivenler daha dik ve kısa, sağ taraftaki merdivenlerin ise daha az eğimli ve uzun olduğunu görüyoruz. Vadiye sağ taraftan inerseniz merdivenlerin bitiminde sizi Ağaçaltı Kilisesi karşılayacak. Burayı gördükten sonra köprüden karşıya geçerseniz Karanlık Kilisesi ve Kokar Kilisesi’ni görebilirsiniz. Sağdan gittiğinizde 4 km sonra Ihlara Kasabası’na varıyorsunuz. Biz, sağdaki kiliseleri görüp yaklaşık 2 km yürüdükten sonra geriye döndük. Köprüden karşıya geçtik ve daha uzun parkur olan, vadinin ilk merdivenlerinden inerken sol tarafında kalan bölgesine yürüdük. Yol üzerinde bir kafeterya mevcut. Melendiz Çayı üzerinde kurulmuş masa-sandalyelerde veya çardaklarda dinlenebilirsiniz. Gözlemelerini yapan hanımların elinin lezzetinden midir, yoksa Ihlara’nın o güzel havasından mı? Oraya gidince iştahınız açılıyor. Şimdiden uyaralım.

Vadiye inmeden yukarıda,  karasal iklim hakimken, vadi inişinde ise Akdeniz iklimi ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bitki örtüsü ve canlı çeşitliliği insana huzur veriyor. Gittiğiniz mevsime göre de dalından olmuş böğürtlenler yeme şansınız da var. Kafeteryada mola verdikten sonra yola devam edince Belisırma Köyü karşınıza çıkıyor. Burada ayrıca bir giriş gişesi mevcut. Bir çok insan ve tur şirketi ile gelen gruplar buraya kadar yürüyüş yaptıktan sonra, bireysel gelenler Belisırma’dan çıkıp Ihlara’ya taksi ile dönüyorlar, tur gruplarının araçları ise Belisırma’da yolcularını karşılıyor. Biz kendi aracımızla geldiğimizden dolayı ve doğa yürüyüşlerinde bundan çok uzun parkurlarda antremanlı olduğumuzdan geriye dönüp giriş yaptığımız gişeden çıktık. Ihlara Vadisi’ne gece sabaha karşı gelirseniz, aracınızı otoparka çekip gişeler açılana kadar 1-2 saat uyumayı planlamışsanız, vadide yaşan tüm canlı seslerini güneş doğana kadar duyabiliyorsunuz. Kuş sesleri muhteşem. Burası; bize göre ölmeden önce görülmesi gereken, bir coğrafya ve iki iklimin bir arada olduğu bir yer. Bu ”Vaha” yı mutlaka Kapadokya turunuzda liste başına alın



Derinkuyu Yeraltı Şehri

Ihlara Vadisi’nden sonra sıradaki durağımız, yol üzerindeki Derinkuyu Yeraltı Şehri oldu. Kapadokya’da tam 36 adet yer altı şehri mevcut. Derinkuyu ise bu şehirlerin en büyüğü ve hatta Derinkuyu’da bulunan tünelin (ziyaret sırasında görebilirsiniz fakat kapatılmış durumda) yaklaşık 9 km uzunluğunda ve bir diğer yer altı şehri olan Kaymaklı Yeraltı Şehri’ne bağlandığı tahmin ediliyor. Roma İmparatorluğu’nun zulüm ve soykırımından kaçan ilk hristiyanlar, Mezopotamya üzerinden Kapadokya bölgesine gelerek tarihi binlerce yıl öncesine; Asurlar’a kadar dayanan bu yer altı şehirlerine yerleşip, burada uzun yıllar dışarı çıkmadan yaşayabilmişler. Tasarımı ve mimarisi dikkate alındığında, açılan havalandırma sisteminin günümüz şartlarında bile dahice olduğunu söyleyebiliriz. Buraya giderken yanınıza ek eşya almanıza gerek yok. Merdivenlerden aşağı inen geçitlerin dar ve tek kişilik olduğunu söylemeliyiz. Derinkuyu’nun yalnızca 8 katı ziyaretçilere açık ve bu da yaklaşık olarak 50 metre derinliğe kadar uzanmaktadır. Açılmayan daha 4-5 katın olduğu ve açılması durumunda 85 metreye kadar uzanacağı söylenmektedir. O dönemdeki insanlar bu şehire saklanarak manastır, askeri okul ve ahırlar inşa etmişler. Akıl almaz bir mimarisi olan Derinkuyu ile ilgili detaylar yazımızın başındaki videoda mevcut. Nevşehir’e geçmeden mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Ihlara Vadisi ve Derinkuyu Yeraltı Şehri’ni gezdikten sonra konaklama için tercih ettiğimiz, TripAdvisor tarafından da ”Dünya’nın En İyi Uygun Fiyatlı Oteli” ünvanına sahip Saklı Konak Cappadocia ‘ya doğru yola çıktık. Otel ile ilgili detaylı bir inceleme videomuz mevcut. Aşağıdaki videomuzu izlemeden kalacak yer seçmemenizi tavsiye ederiz. Kahvaltısı ile bölgenin en meşhur oteli haline gelmiş, restaurant bölümü de yine bölgenin en iyi restaurantları arasında yer alan Saklı Konak Cappadocia’da konaklasanız dahi akşam yemeği için rezervasyon yapmanız gerekebilir. Otelin restaurantında leziz mezeler eşliğinde enfes bir testi kebabı yedikten sonra sabah balonları seyretmek için erken kalkacağımızdan odamızda dinlenmeye çekildik.

Sabah saat 5:00 civarı kargalar henüz kahvaltısını yapmamışken güne başlayıp, aracımıza atlayarak balonların kalktığı Göreme’ye gittik. 

Burayı bulmak için Göreme’ye geldikten sonra kavşakta Zelve tabelasının olduğu yöne gidince yaklaşık 1-2 km sonra sağa bir giriş var. Onu kaçırmamanız gerek ama o kadar da zor değil. Tur otobüslerini takip etseniz yeter zaten. O saatte herkes aynı yere gidiyor.

İlk dakikalarda devasa balonların şişirilmesi, hazırlıkların tamamlanması ve yolcuların binmesi bölümünün hemen ardından, gökyüzünde onlarca balon ve içinde bulunduğunuz vadinin o muhteşem manzarası sizi büyülüyor. 

Hepsi etrafımızdalar. Pandemi süreci nedeniyle biz binmeyip, aşağıdan izlemeyi tercih ettik. Kamp sandalyemizi ve masamızı açıp, çayımızı da demledikten sonra bu muhteşem manzaranın keyfini çıkardık. Bölgede çeşitli ATV turları oluyor ve hatta bu tur parkurlarından birisi de tam da balonların kalktığı yerden geçiyor. Ayrıca Kapadokya’nın ” Güzel Atlar Ülkesi” olmasından dolayı sabahın bu erken saatlerinde atlarıyla dolaşan, isterseniz de size küçük bir gezinti keyfi sunan yerel halkı görmek de mümkün. Kısa süre sonra tüm gökyüzü balonlarla doluyor ve fotoğraf çekmeyi seviyorsanız eşsiz kareler yakalayabilirsiniz. Şayet o kadar erken kalkıp buraya gelmeye üşenseniz bile saat 6:00 civarı otelinizden/ kamp alanınızdan baktığınızda mutlaka göreceğiniz bu güzel manzarayı kaçırmayın deriz. O yorgunluk, erken kalkma ve sabah mahmurluğu, bu muhteşem manzarayı görünce kaybolup gidiyor, bizden söylemesi…

Balonların keyfini çıkardıktan sonra muhteşem bir kahvaltı yapmak için otelimize dönüyoruz. Kahvaltıdan sonra otelimize 3 dk. yürüyüş mesafesinde olan Uçhisar Kalesi’ne gidiyoruz. Burası, Kapadokya’nın en yüksek noktalarından biri olduğu için, zamanında stratejik öneme sahip olduğundan kale yapılıp, hem vadi giriş çıkışı kontrol altına alınabilmiş, hem de gözetlenebilmiş. Şimdinin ise en popüler seyir terası haline gelmiş. Tüm vadi ayaklarınızın altında kalıyor. Bir tarafta Güvercinlik Vadisi, öteki tarafta Göreme manzarasının keyfini çıkardıktan sonra rotamızı Göreme Açık Hava Müzesi’ne çeviriyoruz. Müzeye 100 metre mesafedeki otoparka aracımızı bıraktıktan sonra yürüyüş yapıp müze kartımızla içeri girdik. Ihlara’daki çizimler ve kalıntılar zaman içerisinde doğa olayları, nem ve insanımızın duvara kazıdığı harfler nedeniyle yer yer zarar görmüşken, burasının korunabilmiş olması bizi sevindirdi.
Bazı kilise girişlerinde görevliler nöbet tutuyor ve içeride flaş kullanımı, fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Bazı bölgelerde ise flaş kullanmadan görüntü alabiliyorsunuz. Yüzyıllar boyu günümüze kadar korunabilmiş bu bölgede bir çok kilise bulunuyor. Hristiyanlar buraya geldiklerinde inançlarını bireysel olarak yaşamaktan ziyade cemaatleşme yoluna gitmişler ve her cemaatin de bir kilisesi inşa edilmiş. İçerideki kiliselerden birine girmek için ekstra 25 TL ücret alınıyor. Bunun sebebini sorduğumuzda; en çok korunan çizimlerin ve en güzel motiflerin bu kilisede olduğu söylendi. İçerideki yapılardan birisi , yemekhane, kiler ve mutfak olarak birbirine bağlı bir bina. O dönemde bile mimarisi o kadar iyi yapılmış ki, hayran kalmamak mümkün değil. Şaraphaneler, kiliseler, tandır ocakları, evler ve manastırları, tünel geçişleri ile sıra dışı bir mimariye sahip olan Göreme Açık Hava Müzesi’ni mutlaka görmenizi tavsiye ederiz.

Akşam yemeği için tavsiye: Uçhisar’da bulunan House of Memories için mutlaka en az bir akşam ayırın. Bayram şefin o muhteşem sac kavurmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Porsiyonu bol ve yanındaki pilavı ile gayet doyurucu ve çok lezzetli olan sac kavurmayı ve testi kebabını tavsiye ederiz. Bayram şefin ilginç bir servis stili var. Masanıza her gelişinde farklı türküler söyleyerek, kendine has, eşsiz bir tarzda servis yapıyor. Aynı servisi yabancı turistlere de yapıyor. Herkes bu durumdan çok memnun ve türküleri de yemekleri kadar güzel diyebiliriz. Beğenirseniz, TripAdvisor’dan kendisine bir yorum yazmayı ve puanlamayı unutmayın.

Konakladığımız Saklı Konak Otel’in yanında bulunan Naile Art Gallery’de yüzyıllardır süren Ebru Sanatı’nı deneyimleyebilir, bu sanatın duayen ustalarından Naile Bozkurt ile bir workshop çalışması yapabilirsiniz. Detaylar videomuzda yer almaktadır.

Paşabağlar Açık Hava Müzesi; peri bacalarını en net ve en güzel görebileceğiniz yerlerden birisi. Buraya da müze kartı ile giriş yapabiliyorsunuz. İçerideki peri bacalarının görüntüsüne ve mimari yapılara hayran kalacaksınız. Bölgede mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri olan Paşabağlar’ı gezdikten sonra bir kaç km ötedeki Zelve Açık Hava Müzesi’ni gezmenizi de tavsiye ederiz. Hatta aracınızın altı yüksekse veya 4 çeker aracınız varsa  Göreme’den Paşabağlar’a giderken  yaklaşık 2 km kala arazi yoluna bir ayrım var. Oradan girerek offroad yapıp yolun bittiği yerde de muhteşem peri bacalarını görebilirsiniz . Videomuzda bu parkur ile ilgili görüntüler yer almaktadır. 

Sıradaki durağımız bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ürgüp Mustafapaşa Köyü oluyor. Ürgüp’e giderken de yol üzerinde seyir terası bulunan Üç Güzeller’e uğramadan geçmiyoruz. Üç Güzeller’in gizemli hikayesinden videomuzda bahsettik.  Seyir terasından Erciyes’in o ihtişamlı görüntüsü gözükmekte. Burada fotoğraf çekilip, hediyelik eşya satan dükkanlardan alış veriş yaptıktan sonra Ürgüp merkezde Asmalı Konak’a uğrayıp Mustafapaşa’ya devam ettik. Mustafapaşa’ya geldiğinizde Manastır Vadisi Açık Hava Müzesi’nde kalıntıların olduğu şahane bir bölge var. Aracınızın altı yüksekse vadiyi araçla gezebilir, müsait değilse de aracı geride bırakıp yürüyebilirsiniz. Mustafapaşa’ya gelmişken Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi’ne uğramanızı tavsiye ederiz. 

Biz buradan sonra Gomeda Vadisi’ne gittik. Gomeda Vadisi; Ihlara’nın küçük bir versiyonu gibi. Vadideki bitki örtüsü, manastır, tarihi kalıntılar ve yeraltı şehri ziyarete değer. Ayrıca uzun bir yürüyüş parkuru da mevcut. Yürümek isterseniz Üzengi Vadisi’ne bağlanıyor. Yeraltı şehrinin ne kadar açıldığı bilinmediğinden girmenizi tavsiye etmiyoruz. 

Sıradaki durağımız ise Pancarlık Vadisi oluyor. Burada yer alan Pancarlık Kilisesi’nin duvarlarındaki çizimler;  Kapadokya’daki kiliseler içerisinde geçmişten günümüze kadar korunabilmiş eserlerden birisi diyebiliriz. Aynı zamanda vadide büyük bir manastır ve uzun bir yürüyüş parkuru da yer almakta. Yukarıdan baktığınızda hayran bırakacak bir görüntüsü olan bu vadiyi de mutlaka gezmenizi tavsiye ederiz.

Pancarlık Vadisi’ni gezdikten sonra günbatımını seyretmek için Devrent Vadisi’ne geçtik. Bu vadide meşhur bir peri bacası olduğunu söylemeliyiz. Bir çok kişi bu peri bacasını biliyor ama vadinin ismini hatırlayamıyor. Deve şeklindeki peri bacası vadiye farklı bir manzara katıyor.

AVANOS

Kapadokya’nın kuzey bölgesinde Kızılırmak kenarında yer alan kafeterya ve restaurantların nehir kenarına sıralandığı şirin bir tarihi kent olan Avanos’a giderken Kızılırmak’ta yüzen ördekleri beslemek için yanınıza mutlaka ekmek almanızı tavsiye ediyoruz. Sallanan köprünün hemen altında ekmek attığınızı gören sürüler bir anda etrafınızda bitiveriyor. Tarihi, Hititler dönemine kadar uzanan Avanos’un çanak atölyeleri, Özkonak Yeraltı Şehri, Belha Manastırı, tarihi Avanos evleri gezilecek yerlerin başında geliyor. Burası Kızılırmak’ın yüzyıllardır akan kudretli suyunu izlerken huzur bulacağınız ve nehir kenarında kahvenizi yudumlayacağınız Kapadokya’nın huzur bahçesi diyebiliriz.

Aşıklar Vadisi

Kapadokya’ya kendi aracınızla gitmenin ya da uçakla gidip araç kiralamanın verdiği bir avantaj da; çoğu tur firmasının sizi getirmediği Aşıklar Vadisi’ni görme fırsatına sahip olmak diyebiliriz.Diğer adı Bağlıdere Vadisi olarak bilinen bu vadi, Kapadokya’da günbatımını seyretmek için mükemmel noktalardan birisidir. Hatta Kapadokya’da yapılan bir kaç çeşit ATV turlarından birinin ismi de günbatımı ATV turu ve sizi parkurda dolaştırdıktan sonra güneşin batışına dakikalar kala bu vadiye ATV ler ile çıkarıp günbatımını izletiyorlar. Vadinin yukardan görüntüsü eşsiz güzellikte olup isminden de anlaşıldığı gibi Kapadokya’ya gelen aşıkların favori yerlerinden biri haline dönüşmüş durumda. Uzunluğu 4,9 km olan vadinin, geliş yolu biraz bozuk olsa da sonunda göreceğiniz manzara için mutlaka değeceğini söylemeliyiz. 

Vadinin ilginç bir hikayesi var. Çok eski zamanlarda buradaki köyde yaşayan iki büyük sülale arasında kavga çıkar. Kavga o kadar büyür ki, köy ikiye ayrılır. Taraflar sürekli birbiri ile savaş halinde yaşarlar. Bu iki farklı köyden iki genç birbirlerine aşık olurlar. Bu durum, vadideki kavgayı daha da alevlendirir. Ne yaparlarsa yapsınlar onları ayıramazlar ve sonunda evlendirirler. Çiftin bir de çocuğu dünyaya gelir. Fakat bir gün, köylüler babayı öldürürler. Anne ise buna dayanamaz ve intihar eder. Aşıklara yapılan bu zülme karşı ise vadiye gökten taş yağar ve anne ile babayı ayıran herkesin ölümüne sebep olur. Vadide halen anne ve babanın ruhlarının gezdiği ve çocukları ile konuştuğu söylentisi dolaşmaktadır. Bu sebepten buraya ” Aşıklar Vadisi” denmiştir.

Güvercinlik Vadisi

Burası kaldığımız otele çok yakın olduğundan eve dönmeden önce en sona bıraktığımız yerlerden biriydi. Güvercinlik Vadisi’nden Göreme’ye kadar yürüyüş parkuru mevcut ve saatlerce güzel bir doğa yürüyüşü yapılabilen, vadideki tarihi evler ve kalıntılar üzerinde bol bol güvercin yuvaları görebileceğiniz, adından da anlaşıldığı üzere güvercini bol olan bir vadi. Güvercin gübresinin tarımdaki önemi büyük olduğundan ve eski zamanlarda haberleşme için kuşların da kullanıldığı göz önüne alındığında her mağarada bol bol yuva oyuklarını görebiliyorsunuz. Buraya gelmek için Uçhisar’da buluna Kaya Otel ‘e gelip, otelin yanında bulunan seyir terasında manzarayı izleyebilirsiniz. Günbatımını seyretmek için ideal olan yerlerden birisi olan bu vadide gece ışıklandırmaları olmadığından vadiyi izlemek için gündüz gitmenizi tavsiye ederiz. 

Genel olarak Kapadokya uçsuz bucaksız vadileriyle ve muhteşem peri bacaları ile o kadar güzel bir bölge ki; geldiğiniz zaman tekrar tekrar gelmek istiyorsunuz ve buranın volkan tüflü peri bacalarının coğrafi yapılarına hayran kalıyorsunuz. Yapı itibari ile Dünya’da tek olan Kapadokya’yı ölmeden önce ziyaret edilecek yerler listesinin üst sıralarına almanızı öneririz. 

Rota bizden, yol yapmak sizden… İyi tatiller.