KAPADOKYA – Güzel Atlar Ülkesi

Dünya’da eşi benzeri olmayan, binlerce yıllık tarih kalıntılarının ve coğrafi harikaların olduğu, ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesinin en üst kısımlarında yer almayı hakeden ”Kapadokya” turumuzda; kendi aracımızla seyahat edip, bölgenin az bilinen alanlarını da rotamıza ekleyerek eşsiz bir ” Kapadokya Deneyimi” yaşadık. Bu rotamızı ve yaptıklarımızı okumadan önce, gezimizin genel özeti olan aşağıdaki videomuzu izlemeyi unutmayın.

İlk durak yerimiz -> Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi; yapısı itibariyle dünyada eşi benzeri olmayan, güzelliğine hayran kalınan bölgelerden. Bizim burayı ilk durak olarak tercih etmemizin sebebi; İstanbul-Ankara istikametinden gelenler için yol üzeri olmasıydı. Nevşehir’e gitmeden evvel Aksaray’dayken önce bu vadiyi, sonra Derinkuyu Yeraltı Şehri’ni gezip, konaklama yapacağımız Uçhisar bölgesine geçtik.Ihlara’ya gelmek için Aksaray’dan Güzelyurt ilçesine, oradan da Ihlara köyüne gelirseniz vadiye ulaşıyorsunuz.Vadiyi anlatmadan evvel belirtmek isteriz ki; buraya giriş yaparken eğer müze kartınız yok ise mutlaka girişte satın alın. Çünkü Derinkuyu, Göreme Açık Hava Müzesi ve Paşabağlar’da gezerken de buradan edindiğiniz müze kartıyla ücretsiz gezebilirsiniz.

Ihlara Vadisi’nin oluşumu yüzyıllar süren bir coğrafi olayın sonucu aslında… Hasan Dağı’nın volkanik patlamaları sonucu kilometrelerce uzunlukta açılan bu eğimli araziyi Melendiz Çayı’nın yüzyıllar boyu süren traşlaması ve vadi içerisindeki iklime olan etkisi sonucu Ihlara Vadisi meydana gelmiş.Burası aynı zamanda ilk Hristiyanların yerleşip, yaşamlarını sürdürdükleri yer olarak bilinmekte ve vadide bir çok kilise görmek mümkün. Hatta bu bölge Anadolu Selçuklu döneminde Türk yönetimine geçtiği zaman Sultan II. Mesud, Hristiyanların yaşamlarına karışmamış ve onlara baskı yapmamış, onlar da kendisine teşekkür amaçlı kilise duvarlarından birinde onun resmini yapmışlar. O dönemde okuma yazma oranlarının çok düşük olması nedeniyle kiliselerin içerisinde yazıtlarla hristiyanlığı anlatmak yerine, resimlerle anlatmayı tercih etmişler.Duvarlarda Hz.İsa’nın göğe yükselişi, müjde, havariler, Hz.Meryem ve azizlerin olduğu resimlere rastlamak mümkün.

Vadi inişinin 397 adet merdivenden oluştuğu söyleniyor. Lakin merdivenlerden inerken bir ayrım görülüyor. Sol taraftaki merdivenler daha dik ve kısa, sağ taraftaki merdivenlerin ise daha az eğimli ve uzun olduğunu görüyoruz. Vadiye sağ taraftan inerseniz merdivenlerin bitiminde sizi Ağaçaltı Kilisesi karşılayacak. Burayı gördükten sonra köprüden karşıya geçerseniz Karanlık Kilisesi ve Kokar Kilisesi’ni görebilirsiniz. Sağdan gittiğinizde 4 km sonra Ihlara Kasabası’na varıyorsunuz. Biz, sağdaki kiliseleri görüp yaklaşık 2 km yürüdükten sonra geriye döndük. Köprüden karşıya geçtik ve daha uzun parkur olan, vadinin ilk merdivenlerinden inerken sol tarafında kalan bölgesine yürüdük. Yol üzerinde bir kafeterya mevcut. Melendiz Çayı üzerinde kurulmuş masa-sandalyelerde veya çardaklarda dinlenebilirsiniz. Gözlemelerini yapan hanımların elinin lezzetinden midir, yoksa Ihlara’nın o güzel havasından mı? Oraya gidince iştahınız açılıyor. Şimdiden uyaralım.

Vadiye inmeden yukarıda,  karasal iklim hakimken, vadi inişinde ise Akdeniz iklimi ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bitki örtüsü ve canlı çeşitliliği insana huzur veriyor. Gittiğiniz mevsime göre de dalından olmuş böğürtlenler yeme şansınız da var. Kafeteryada mola verdikten sonra yola devam edince Belisırma Köyü karşınıza çıkıyor. Burada ayrıca bir giriş gişesi mevcut. Bir çok insan ve tur şirketi ile gelen gruplar buraya kadar yürüyüş yaptıktan sonra, bireysel gelenler Belisırma’dan çıkıp Ihlara’ya taksi ile dönüyorlar, tur gruplarının araçları ise Belisırma’da yolcularını karşılıyor. Biz kendi aracımızla geldiğimizden dolayı ve doğa yürüyüşlerinde bundan çok uzun parkurlarda antremanlı olduğumuzdan geriye dönüp giriş yaptığımız gişeden çıktık. Ihlara Vadisi’ne gece sabaha karşı gelirseniz, aracınızı otoparka çekip gişeler açılana kadar 1-2 saat uyumayı planlamışsanız, vadide yaşan tüm canlı seslerini güneş doğana kadar duyabiliyorsunuz. Kuş sesleri muhteşem. Burası; bize göre ölmeden önce görülmesi gereken, bir coğrafya ve iki iklimin bir arada olduğu bir yer. Bu ”Vaha” yı mutlaka Kapadokya turunuzda liste başına alın



Derinkuyu Yeraltı Şehri

Ihlara Vadisi’nden sonra sıradaki durağımız, yol üzerindeki Derinkuyu Yeraltı Şehri oldu. Kapadokya’da tam 36 adet yer altı şehri mevcut. Derinkuyu ise bu şehirlerin en büyüğü ve hatta Derinkuyu’da bulunan tünelin (ziyaret sırasında görebilirsiniz fakat kapatılmış durumda) yaklaşık 9 km uzunluğunda ve bir diğer yer altı şehri olan Kaymaklı Yeraltı Şehri’ne bağlandığı tahmin ediliyor. Roma İmparatorluğu’nun zulüm ve soykırımından kaçan ilk hristiyanlar, Mezopotamya üzerinden Kapadokya bölgesine gelerek tarihi binlerce yıl öncesine; Asurlar’a kadar dayanan bu yer altı şehirlerine yerleşip, burada uzun yıllar dışarı çıkmadan yaşayabilmişler. Tasarımı ve mimarisi dikkate alındığında, açılan havalandırma sisteminin günümüz şartlarında bile dahice olduğunu söyleyebiliriz. Buraya giderken yanınıza ek eşya almanıza gerek yok. Merdivenlerden aşağı inen geçitlerin dar ve tek kişilik olduğunu söylemeliyiz. Derinkuyu’nun yalnızca 8 katı ziyaretçilere açık ve bu da yaklaşık olarak 50 metre derinliğe kadar uzanmaktadır. Açılmayan daha 4-5 katın olduğu ve açılması durumunda 85 metreye kadar uzanacağı söylenmektedir. O dönemdeki insanlar bu şehire saklanarak manastır, askeri okul ve ahırlar inşa etmişler. Akıl almaz bir mimarisi olan Derinkuyu ile ilgili detaylar yazımızın başındaki videoda mevcut. Nevşehir’e geçmeden mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Ihlara Vadisi ve Derinkuyu Yeraltı Şehri’ni gezdikten sonra konaklama için tercih ettiğimiz, TripAdvisor tarafından da ”Dünya’nın En İyi Uygun Fiyatlı Oteli” ünvanına sahip Saklı Konak Cappadocia ‘ya doğru yola çıktık. Otel ile ilgili detaylı bir inceleme videomuz mevcut. Aşağıdaki videomuzu izlemeden kalacak yer seçmemenizi tavsiye ederiz. Kahvaltısı ile bölgenin en meşhur oteli haline gelmiş, restaurant bölümü de yine bölgenin en iyi restaurantları arasında yer alan Saklı Konak Cappadocia’da konaklasanız dahi akşam yemeği için rezervasyon yapmanız gerekebilir. Otelin restaurantında leziz mezeler eşliğinde enfes bir testi kebabı yedikten sonra sabah balonları seyretmek için erken kalkacağımızdan odamızda dinlenmeye çekildik.

Sabah saat 5:00 civarı kargalar henüz kahvaltısını yapmamışken güne başlayıp, aracımıza atlayarak balonların kalktığı Göreme’ye gittik. 

Burayı bulmak için Göreme’ye geldikten sonra kavşakta Zelve tabelasının olduğu yöne gidince yaklaşık 1-2 km sonra sağa bir giriş var. Onu kaçırmamanız gerek ama o kadar da zor değil. Tur otobüslerini takip etseniz yeter zaten. O saatte herkes aynı yere gidiyor.

İlk dakikalarda devasa balonların şişirilmesi, hazırlıkların tamamlanması ve yolcuların binmesi bölümünün hemen ardından, gökyüzünde onlarca balon ve içinde bulunduğunuz vadinin o muhteşem manzarası sizi büyülüyor. 

Hepsi etrafımızdalar. Pandemi süreci nedeniyle biz binmeyip, aşağıdan izlemeyi tercih ettik. Kamp sandalyemizi ve masamızı açıp, çayımızı da demledikten sonra bu muhteşem manzaranın keyfini çıkardık. Bölgede çeşitli ATV turları oluyor ve hatta bu tur parkurlarından birisi de tam da balonların kalktığı yerden geçiyor. Ayrıca Kapadokya’nın ” Güzel Atlar Ülkesi” olmasından dolayı sabahın bu erken saatlerinde atlarıyla dolaşan, isterseniz de size küçük bir gezinti keyfi sunan yerel halkı görmek de mümkün. Kısa süre sonra tüm gökyüzü balonlarla doluyor ve fotoğraf çekmeyi seviyorsanız eşsiz kareler yakalayabilirsiniz. Şayet o kadar erken kalkıp buraya gelmeye üşenseniz bile saat 6:00 civarı otelinizden/ kamp alanınızdan baktığınızda mutlaka göreceğiniz bu güzel manzarayı kaçırmayın deriz. O yorgunluk, erken kalkma ve sabah mahmurluğu, bu muhteşem manzarayı görünce kaybolup gidiyor, bizden söylemesi…

Balonların keyfini çıkardıktan sonra muhteşem bir kahvaltı yapmak için otelimize dönüyoruz. Kahvaltıdan sonra otelimize 3 dk. yürüyüş mesafesinde olan Uçhisar Kalesi’ne gidiyoruz. Burası, Kapadokya’nın en yüksek noktalarından biri olduğu için, zamanında stratejik öneme sahip olduğundan kale yapılıp, hem vadi giriş çıkışı kontrol altına alınabilmiş, hem de gözetlenebilmiş. Şimdinin ise en popüler seyir terası haline gelmiş. Tüm vadi ayaklarınızın altında kalıyor. Bir tarafta Güvercinlik Vadisi, öteki tarafta Göreme manzarasının keyfini çıkardıktan sonra rotamızı Göreme Açık Hava Müzesi’ne çeviriyoruz. Müzeye 100 metre mesafedeki otoparka aracımızı bıraktıktan sonra yürüyüş yapıp müze kartımızla içeri girdik. Ihlara’daki çizimler ve kalıntılar zaman içerisinde doğa olayları, nem ve insanımızın duvara kazıdığı harfler nedeniyle yer yer zarar görmüşken, burasının korunabilmiş olması bizi sevindirdi.
Bazı kilise girişlerinde görevliler nöbet tutuyor ve içeride flaş kullanımı, fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Bazı bölgelerde ise flaş kullanmadan görüntü alabiliyorsunuz. Yüzyıllar boyu günümüze kadar korunabilmiş bu bölgede bir çok kilise bulunuyor. Hristiyanlar buraya geldiklerinde inançlarını bireysel olarak yaşamaktan ziyade cemaatleşme yoluna gitmişler ve her cemaatin de bir kilisesi inşa edilmiş. İçerideki kiliselerden birine girmek için ekstra 25 TL ücret alınıyor. Bunun sebebini sorduğumuzda; en çok korunan çizimlerin ve en güzel motiflerin bu kilisede olduğu söylendi. İçerideki yapılardan birisi , yemekhane, kiler ve mutfak olarak birbirine bağlı bir bina. O dönemde bile mimarisi o kadar iyi yapılmış ki, hayran kalmamak mümkün değil. Şaraphaneler, kiliseler, tandır ocakları, evler ve manastırları, tünel geçişleri ile sıra dışı bir mimariye sahip olan Göreme Açık Hava Müzesi’ni mutlaka görmenizi tavsiye ederiz.

Akşam yemeği için tavsiye: Uçhisar’da bulunan House of Memories için mutlaka en az bir akşam ayırın. Bayram şefin o muhteşem sac kavurmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Porsiyonu bol ve yanındaki pilavı ile gayet doyurucu ve çok lezzetli olan sac kavurmayı ve testi kebabını tavsiye ederiz. Bayram şefin ilginç bir servis stili var. Masanıza her gelişinde farklı türküler söyleyerek, kendine has, eşsiz bir tarzda servis yapıyor. Aynı servisi yabancı turistlere de yapıyor. Herkes bu durumdan çok memnun ve türküleri de yemekleri kadar güzel diyebiliriz. Beğenirseniz, TripAdvisor’dan kendisine bir yorum yazmayı ve puanlamayı unutmayın.

Konakladığımız Saklı Konak Otel’in yanında bulunan Naile Art Gallery’de yüzyıllardır süren Ebru Sanatı’nı deneyimleyebilir, bu sanatın duayen ustalarından Naile Bozkurt ile bir workshop çalışması yapabilirsiniz. Detaylar videomuzda yer almaktadır.

Paşabağlar Açık Hava Müzesi; peri bacalarını en net ve en güzel görebileceğiniz yerlerden birisi. Buraya da müze kartı ile giriş yapabiliyorsunuz. İçerideki peri bacalarının görüntüsüne ve mimari yapılara hayran kalacaksınız. Bölgede mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri olan Paşabağlar’ı gezdikten sonra bir kaç km ötedeki Zelve Açık Hava Müzesi’ni gezmenizi de tavsiye ederiz. Hatta aracınızın altı yüksekse veya 4 çeker aracınız varsa  Göreme’den Paşabağlar’a giderken  yaklaşık 2 km kala arazi yoluna bir ayrım var. Oradan girerek offroad yapıp yolun bittiği yerde de muhteşem peri bacalarını görebilirsiniz . Videomuzda bu parkur ile ilgili görüntüler yer almaktadır. 

Sıradaki durağımız bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ürgüp Mustafapaşa Köyü oluyor. Ürgüp’e giderken de yol üzerinde seyir terası bulunan Üç Güzeller’e uğramadan geçmiyoruz. Üç Güzeller’in gizemli hikayesinden videomuzda bahsettik.  Seyir terasından Erciyes’in o ihtişamlı görüntüsü gözükmekte. Burada fotoğraf çekilip, hediyelik eşya satan dükkanlardan alış veriş yaptıktan sonra Ürgüp merkezde Asmalı Konak’a uğrayıp Mustafapaşa’ya devam ettik. Mustafapaşa’ya geldiğinizde Manastır Vadisi Açık Hava Müzesi’nde kalıntıların olduğu şahane bir bölge var. Aracınızın altı yüksekse vadiyi araçla gezebilir, müsait değilse de aracı geride bırakıp yürüyebilirsiniz. Mustafapaşa’ya gelmişken Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi’ne uğramanızı tavsiye ederiz. 

Biz buradan sonra Gomeda Vadisi’ne gittik. Gomeda Vadisi; Ihlara’nın küçük bir versiyonu gibi. Vadideki bitki örtüsü, manastır, tarihi kalıntılar ve yeraltı şehri ziyarete değer. Ayrıca uzun bir yürüyüş parkuru da mevcut. Yürümek isterseniz Üzengi Vadisi’ne bağlanıyor. Yeraltı şehrinin ne kadar açıldığı bilinmediğinden girmenizi tavsiye etmiyoruz. 

Sıradaki durağımız ise Pancarlık Vadisi oluyor. Burada yer alan Pancarlık Kilisesi’nin duvarlarındaki çizimler;  Kapadokya’daki kiliseler içerisinde geçmişten günümüze kadar korunabilmiş eserlerden birisi diyebiliriz. Aynı zamanda vadide büyük bir manastır ve uzun bir yürüyüş parkuru da yer almakta. Yukarıdan baktığınızda hayran bırakacak bir görüntüsü olan bu vadiyi de mutlaka gezmenizi tavsiye ederiz.

Pancarlık Vadisi’ni gezdikten sonra günbatımını seyretmek için Devrent Vadisi’ne geçtik. Bu vadide meşhur bir peri bacası olduğunu söylemeliyiz. Bir çok kişi bu peri bacasını biliyor ama vadinin ismini hatırlayamıyor. Deve şeklindeki peri bacası vadiye farklı bir manzara katıyor.

AVANOS

Kapadokya’nın kuzey bölgesinde Kızılırmak kenarında yer alan kafeterya ve restaurantların nehir kenarına sıralandığı şirin bir tarihi kent olan Avanos’a giderken Kızılırmak’ta yüzen ördekleri beslemek için yanınıza mutlaka ekmek almanızı tavsiye ediyoruz. Sallanan köprünün hemen altında ekmek attığınızı gören sürüler bir anda etrafınızda bitiveriyor. Tarihi, Hititler dönemine kadar uzanan Avanos’un çanak atölyeleri, Özkonak Yeraltı Şehri, Belha Manastırı, tarihi Avanos evleri gezilecek yerlerin başında geliyor. Burası Kızılırmak’ın yüzyıllardır akan kudretli suyunu izlerken huzur bulacağınız ve nehir kenarında kahvenizi yudumlayacağınız Kapadokya’nın huzur bahçesi diyebiliriz.

Aşıklar Vadisi

Kapadokya’ya kendi aracınızla gitmenin ya da uçakla gidip araç kiralamanın verdiği bir avantaj da; çoğu tur firmasının sizi getirmediği Aşıklar Vadisi’ni görme fırsatına sahip olmak diyebiliriz.Diğer adı Bağlıdere Vadisi olarak bilinen bu vadi, Kapadokya’da günbatımını seyretmek için mükemmel noktalardan birisidir. Hatta Kapadokya’da yapılan bir kaç çeşit ATV turlarından birinin ismi de günbatımı ATV turu ve sizi parkurda dolaştırdıktan sonra güneşin batışına dakikalar kala bu vadiye ATV ler ile çıkarıp günbatımını izletiyorlar. Vadinin yukardan görüntüsü eşsiz güzellikte olup isminden de anlaşıldığı gibi Kapadokya’ya gelen aşıkların favori yerlerinden biri haline dönüşmüş durumda. Uzunluğu 4,9 km olan vadinin, geliş yolu biraz bozuk olsa da sonunda göreceğiniz manzara için mutlaka değeceğini söylemeliyiz. 

Vadinin ilginç bir hikayesi var. Çok eski zamanlarda buradaki köyde yaşayan iki büyük sülale arasında kavga çıkar. Kavga o kadar büyür ki, köy ikiye ayrılır. Taraflar sürekli birbiri ile savaş halinde yaşarlar. Bu iki farklı köyden iki genç birbirlerine aşık olurlar. Bu durum, vadideki kavgayı daha da alevlendirir. Ne yaparlarsa yapsınlar onları ayıramazlar ve sonunda evlendirirler. Çiftin bir de çocuğu dünyaya gelir. Fakat bir gün, köylüler babayı öldürürler. Anne ise buna dayanamaz ve intihar eder. Aşıklara yapılan bu zülme karşı ise vadiye gökten taş yağar ve anne ile babayı ayıran herkesin ölümüne sebep olur. Vadide halen anne ve babanın ruhlarının gezdiği ve çocukları ile konuştuğu söylentisi dolaşmaktadır. Bu sebepten buraya ” Aşıklar Vadisi” denmiştir.

Güvercinlik Vadisi

Burası kaldığımız otele çok yakın olduğundan eve dönmeden önce en sona bıraktığımız yerlerden biriydi. Güvercinlik Vadisi’nden Göreme’ye kadar yürüyüş parkuru mevcut ve saatlerce güzel bir doğa yürüyüşü yapılabilen, vadideki tarihi evler ve kalıntılar üzerinde bol bol güvercin yuvaları görebileceğiniz, adından da anlaşıldığı üzere güvercini bol olan bir vadi. Güvercin gübresinin tarımdaki önemi büyük olduğundan ve eski zamanlarda haberleşme için kuşların da kullanıldığı göz önüne alındığında her mağarada bol bol yuva oyuklarını görebiliyorsunuz. Buraya gelmek için Uçhisar’da buluna Kaya Otel ‘e gelip, otelin yanında bulunan seyir terasında manzarayı izleyebilirsiniz. Günbatımını seyretmek için ideal olan yerlerden birisi olan bu vadide gece ışıklandırmaları olmadığından vadiyi izlemek için gündüz gitmenizi tavsiye ederiz. 

Genel olarak Kapadokya uçsuz bucaksız vadileriyle ve muhteşem peri bacaları ile o kadar güzel bir bölge ki; geldiğiniz zaman tekrar tekrar gelmek istiyorsunuz ve buranın volkan tüflü peri bacalarının coğrafi yapılarına hayran kalıyorsunuz. Yapı itibari ile Dünya’da tek olan Kapadokya’yı ölmeden önce ziyaret edilecek yerler listesinin üst sıralarına almanızı öneririz. 

Rota bizden, yol yapmak sizden… İyi tatiller.

Sharm El Sheikh

Dünya’nın en güzel denizini ve su altı canlı çeşitliliğini görmek istiyorsanız bu yazımız tam size göre. Bu yazımızda size hem kendi kadrajımızdan Sharm El Sheikh’i gösterirken hem de oradaki gezi rotamızı ve Türkiye’den hiç bir tur satın almadan Sharm’daki etkinliklere nasıl katıldığımızı anlatacağız. Başlamadan önce aşağıda yer alan Sharm El Sheikh dalış ve snorkelling videomuzu izlemeyi unutmayın. Ayrıca yazımızın sonuna Sharm’daki ATV Safari turumuz,Dahab Jeep Safari turumuz, Sina Dağı tırmanış turumuz, Soho Square, Naama Bay ve Old Town şehir turumuzdan oluşan fotoğrafların yer aldığı slayt gösterisinden oluşan videomuzu da ekleyeceğiz. Şimdiden iyi seyirler ve iyi tatiller…
Rota bizden, yol yapmak sizden…

Yola çıkmadan önce…

Sharm El Sheikh için uçak bileti ve kalacağımız otel rezervasyonunu Türkiye’den aldık. Biz kalmak için Nebk bölgesinde yer alan Barcelo Tiran Sharm’ı seçtik. Sharm El Sheikh, yılın on iki ayı denize girilebilen, deniz sıcaklığının hiç bir zaman 25 derecenin altına düşmediği ve iki mevsimin hakim olduğu bir coğrafya olduğundan biz Nisan ayında yani Sharm’a göre kışın son dönemlerinde gitmeyi tercih ettik. Seçtiğimiz otelin yeri bu mevsimde çok rüzgar alan bir bölgedeydi. Bu durumu oraya gittikten sonra öğrendiğimiz için sizlerle paylaşmak istedik. Yani aslında burası temmuz ve sonrası için ideal olup bizim gibi ekim-haziran döneminde gitmeyi düşünenler için pek uygun değil. Bir daha gidecek olursak kesinlikle Shark’s Bay veya Naama Bay civarındaki otelleri tercih edeceğimizi bilmenizi isteriz. Bu bölge de yazın çok sıcak oluyor ve rüzgar almıyor.

Mısır için vize uygulamasında edindiğimiz en önemli tecrübe; vize başvurusunu olabildiğince erken yapmamızın gerektiği oldu. 2017 yılındaki ziyaretimizde vizeye erken başvurduğumuz için hiç bir sorun yaşamadık. 2018 yılında ise; uçak biletimizi ve otel rezervasyonumuzu yaptırıp, vizeye bir ay önce başvurmamıza rağmen, vizenin yetişmemesi nedeniyle gezimizi iptal etmek durumunda kaldık. Sharm El Sheikh, en çok dalış severlerin gözdesi olarak öne çıksa da, çölde atv safari, Sina dağı gece tırmanışı, Ras Muhammed Mili parkı kara turu ve deniz turu, Dahab kanyonu jeep safari turu ve şehir turlarıyla görülmeye değer bir bölge olarak ön plana çıkıyor. Ayrıca buradan Kahire’ye uçakla gidiş-dönüş Mısır Piramitleri turları da yapılabiliyor. Mısır’a gittiğinizde oranın yerel GSM hattını alıp kullanmanızı öneririz. Şimdi de yaptığımız etkinliklerden bahsedelim…

Sina Çölü’nde ATV Safari Turu

Bilinen ATV safari turlarından çok farklı olarak sıradışı bir ATV safari turuna hazır mısınız? Sina Çölü’nde bir bölümü çöl parkurunda, bir bölümüde vahada geçen ATV safari tur güzergahına bayılacaksınız. Rehberimiz Tito’nun ATV ile yaptığı stunt gösterisi ve fotoğraf çekimi numaraları bizi çok eğlendirdi. Aynı zamanda parkurdan sonra çölde yaşayan bedevilerin mekanına uğrayarak bölgenin endemik bitkilerinden oluşan yerel çaylarından tattık. Yarım günlük bir aktivite olan ATV safari tur fiyatı hem çok uygun hem de çok eğlenceliydi. Sharm’dayken bu tura mutlaka katılmanızı öneririz. Tito’nun iletişim numarası : +201229172336 . Kendisine whatsapp üzerinden de ulaşabilirsiniz. Aşağıda ATV safari turundan bazı fotolarımızı görebilirsiniz.

Kızıldeniz’de Tüplü Dalış

Türkiye’nin en ünlü dalış bölgelerinde defalarca dalış yapmış bir çift olarak şunu söylemeliyiz ki; dalış ve su altı dünyasını seven herkesin ölmeden önce yapılacaklar listesine Kızıldeniz’de dalış yapmak maddesini eklemesi gerekir. Su altı zenginliği olarak dünyanın en iyi denizi olan Kızıldeniz’de canlı çeşitliliğine ve mercanlara hayran kaldık.Daha önce görmediğimiz onlarca balık türü ile karşılaştık.Bazı türler insanlara o kadar alışkın ki adeta sizinle oyun oynuyorlar.Rengarenk, cıvıl cıvıl balıklar ve muhteşem görüntüleriyle mercanların büyüsüne kapılmamak imkansız. Dalış için Ocean Bubbles’ı tercih ettik. Hem dalış hocamız hem de kameramanımız Hisham Mounir bölgeyi ezbere bildiğinden muhteşem bir deneyim yaşadık. Size de Ocean Bubbles’ı tavsiye ediyoruz. Hisham’ a ulaşacağınız telefon numarası : +201112244600
Ayrıca diğer gruplar dalarken snorkelling yapmayı unutmayın.Dalış ile ilgili görüntüler yazımızın başındaki videomuzda yer almaktadır.
Aşağıda kendi çekimlerimizden bir kaç foto paylaşacağız.

Ras Muhammed National Park (Dünyanın en zengin su altı merkezi)

Ras Muhammed Milli Parkı; Akabe ve Süveyş Körfezi’nin birleştiği yerde, Sina Yarımadası’nın güneyinde yer almaktadır. Milli parkta 1200 e yakın canlı türü yaşamaktadır. Bölgede her türlü avlanma etkinliği yasak olduğundan dünyanın en zengin su altı canlı çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Ayrıca su altında yıllar içerisinde oluşan depremlerden dolayı meydana gelen mağaralar yer almaktadır. İki yüzü aşkın mercan ve binden fazla balık çeşitliliği ile snorkelling ve dalış için dünyadaki en güzel noktalardan biridir.

Ras Muhammed’e tur yapmak isteyenlerin iki seçeneği vardır; birincisi ”Ras Muhammed by bus” , ikincisi ise ”Ras Muhammed by boat” olarak karşınıza çıkmaktadır. Adından da anlaşılacağı üzere birinci seçenek otobüsle giderek Ras Muhammed’in karadan giriş güzergahından yapılır. Çöl içerisinde bulunan ”Gate of Allah” (Allah Kapısı) , mangrov bitkilerinin yoğun olduğu alan ve Magic Lake ( söylenilenlere göre bu göl uydudan görülemiyor) ziyaret edilip sonrasında snorkelling için yüzme etkinliği başlar.
İkinci seçenek olan by boat turu ise , tekne ile yapılıp açıklarda 4 farklı noktada snorkelling ve dalış için mola verilir. Karadan gidenlerin yol üzerinde gördüğü yerlere tekneden gidemiyorsunuz. Mercanlara zarar gelmemesi için tekne kıyıya yanaşamıyor. Açıklarda dalış ve snorkelling etkinliği oluyor. Biz, seçenek olarak daha detaylı görmek istememiz ve oradaki tanıştığımız yerel rehberlerin de tavsiyeleri üzerine otobüsle gitmeyi tercih ettik. Tekrar gitsek muhtemelen diğer turu da görmek için tekne ile gideriz.

Otobüs turunda eğer kendinize ait dalış kıyafeti, palet, maske ve snorkeliniz yoksa hiç endişe etmeyin. Çünkü yol üzerinde anlaşmalı oldukları dalış kıyafeti kiralayan bir mağazada mola veriliyor ve buradan çok uygun fiyata premium kalite dalış kıyafetleri ve ekipmanları kiralayabiliyorsunuz. Tur yarım günlük bir etkinlik ve snorkelling yaparken mercan resifleri ve rengarenk balıklar etrafında dünyanın daha önce görmediğiniz bir yüzünü keşfedince büyüleniyorsunuz. Biz orada oyuncu bir surgeon fish (cerrah balığı) bulup onunla bir kaç dakika oynadık. Videomuzda bu görüntüleri izleyebilirsiniz. Bölgede büyük balıklar da var. Hatta coral grouper (mercan orfozu) olarak bilinen kendi boyumuza yakın boyutta, büyük dişleri olan bir balık gördük. Yanına yaklaşabildiğimiz kadar yaklaşıp görüntüler almaya çalıştık. Her ne kadar zarar vermese de bu büyüklükte ve böyle sivri dişleri olan bir balığa çok da yaklaşmaya cesaret edemedik.
Bölgenin tadı damağımızda kaldı diyebiliriz. Sırf burayı görmek için her sene tekrar tekrar gitme dürtüsü geliyor. Bu da Kızıldeniz’e bir kez gidenlerin kapıldığı bir hastalık olsa gerek. Kendimizi Lost’taki adaya dönmek isteyen insanlar gibi hissetmeye başladık. Aşağıda bu turumuzdan kendi kameramızla çektiğimiz fotolar yer almaktadır.


Dahab Safari ve Blue Hole Snorkelling Turu

Sina Yarımadası’nın güneydoğu tarafında yer alan Dahab; Sharm El Sheikh’e 80 km uzaklıktadır. Bu şehir çok eskilerden beri bedevi balıkçı kasabası olarak bilinmektedir. Su sporları ve dalış ile uğraşan turistler tarafından son yıllarda çok popüler bir nokta haline gelmiş ve turist akınına uğramıştır. Bedevi Köyü olan Asalah’ı da kapsayan Masbat bölgesi tarafında elliden fazla dalış okulu yer almaktadır ve bölgenin en popüler dalış noktalarından biridir. Dahab’ın popüler dalış noktaları genellikle kıyılara yakın bölgelerde yer almaktadır. Bu noktalardan birine Blue Hole adı verilmektedir. Blue Hole; dalışçıların nirvanası konumundadır. Hem su altının çok güzel hem de son derece tehlikeli olan dalış noktasının derinliği 110 m ve çapı 65 m dir. Tırmanma sporları ile ilgilenenler için Everest ne anlama geliyorsa dalış ile ilgilenenler için de Blue Hole aynı anlam ifade etmektedir. Bir çok dalışçı burada daha derine inebilmek için hayatını kaybetmiştir. Bu nedenle Blue Hole’e dalışçı mezarlığı benzetmesi yapılmaktadır. Ayrıca Dahab’ın güneybatısında yer alan Laguna bölgesi de rüzgar sörfü yapanların en çok tercih ettiği yerlerden biridir. Dahab hakkında rehberimizden aldığımız bu bilgilerin ardından size satın aldığımız tur programından bahsedelim.

Sabah otelimizden Toyota Land Cruiser marka arazi araçları ile bizi aldılar. Yaklaşık 40 dakikalık yolculuktan sonra önce Dahab’da kanyona girdik ve burada kanyon yürüyüşü yaptık. Bölgenin coğrafi yapısı ve tarihi hakkında bilgiler verildikten sonra rotamızı Blue Hole’e çevirdik. Oraya vardığımızda bizi yaklaşık 30 adet develerden oluşan bedevi kervanı beklemekteydi. Tur ekibi olarak develere binip sahilde dolaştıktan sonra tur firmasının anlaşmalı olduğu bedevi restaurantında bize ayrılan bölüme eşyalarımızı bıraktık ve Blue Hole’da snorkelling yapmak için kıyıya yürüdük. Blue Hole’de yüzmek için iki tane dev mercanın arasından yaklaşık 1,5-2 metre genişliğinde bir boşluktan kendinizi 110 m derinliğe bırakıyorsunuz. Tüplü dalış yapanlar da aynı yerden denize girip dibe dalıyorlar. Denizin su altı görüntüsü muhteşem ve snorkelling sırasında yaklaşık 50 metre çapında bir bölgeyi dolanıp kumsaldan kıyıya çıktık. Grup halinde ve body olduğunuz kişiyi kollayarak yüzüyorsunuz.

Denizden çıktıktan sonra eşyalarımızı bıraktığımız bedevi restaurantında bölgenin yerel bedevi yemeklerinden oluşan bir öğle yemeği yedik. Türk mutfağına çok benzediğini söylemeliyim. Sonuçta uzun yıllardır Osmanlı hakimiyetinde yaşamış bir ülke Mısır. Yemek yedikten sonra bölgedeki en ünlü aromaterapi yağları, bitki çayları, doğu tıbbında kullanılan bitkiler, muhteşem kokan bitki özütlerinden yapılmış parfümlerin olduğu alışveriş merkezine gittik. Buradan bir kaç aromaterapi ve masaj yağı aldıktan sonra Sharm’a dönüş için araçlara bindik. Etkinlik yarım günlük ve yemek ile deve gezisi de tur ücretine dahildi. Bu turdan kendi kamera görüntülerimizi aşağıda paylaşıyoruz.

Sina Dağı Tırmanış ve St. Catherine Manastırı Turu

Sina Dağı, Hz.Musa’nın firavundan kaçarak çıktığı Sina Yarımadası’nda Mısır sınırlarında bulunan bir dağdır.Musa Dağı da denmektedir. Hz.Musa’nın burada Allah’tan on emiri aldığı bilinmektedir. Ayrıca burası Hz.Musa’ya Allah tarafından iki taş levhanın verildiği yer olarak bilinmektedir. Hz.Musa Sina Dağı’nda elde ettiği öğeleri Ahit Sandığı’na saklamıştır. Bu sandığın Tarsus’ta bir mağarada olduğu tahmin edimektedir ve Mehdi’nin bu sandığı çıkaracağı söylenmektedir. Ayrıca Kur’an’da insanlara zeytin ağacının armağan olarak gönderildiği dağ olarak geçmektedir. 2285 metre olan dağın girişinde St.Catherine Manastırı yer almaktadır.Sina Dağı, aynı zamanda Mısır’ın en yüksek dağı olan (2629 m) Catherine Dağı’nın bitişiğinde yer almaktadır. Dünyanın en kutsal merkezlerinden biri olarak kabul edilen Sina Dağı hakkındaki bu bilgilerden sonra tur programımıza geçelim.

Sina Dağı turunun diğer turlardan farkı; geceden sabaha kadar süren bir tur olmasıdır. Tur için akşam saat 21:00 de otelimizden araçla alındık ve yaklaşık 4 saatlik yolculuktan sonra gece yarısı saat 00:50 civarında dağın girişine varmıştık. Havanın Mısır’da çok sıcak olmasından dolayı dağın girişinde bedevilerin panço satması dikkatimizi çekti ve yukarının ne kadar soğuk olacağını tahmin ettik ve birer panço satın aldık. Biz, gece turu olacağından otelden çıkmadan yanımıza el feneri almıştık. Fakat dağın girişinde rehberimiz tarafından da tüm gruba el feneri dağıtıldı.

Hazırlıklar ve mola tamamlandıktan sonra dağa tırmanmak için yola koyulduk. Şunu belirtmek isteriz ki; dağın bir bölümüne kadar tırmanış parkuru deve ile gidilebilecek kadar düzgün olduğundan isteyen bu kısmın sonuna kadar ücret karşılığı develerle tırmanabiliyor. Develerin ulaşabileceği noktanın sonuna geldiğinizde asıl parkur başlıyor ve sürekli olarak yukarıya doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. Nefes nefese kaldığınız ve yorulduğunuz anlar olabiliyor. Mola verdiğinizde başınızı gökyüzüne çevirince elinizi uzatsanız yıldızlara dokunacak kadar yakın hissediyorsunuz ve bu muhteşem anın büyüsüne kapılıyorsunuz. Tırmanırken önce üstümüzdeki uzun kollu kıyafetlerimizi çıkarmaya başladık fakat dağın ortasına geldiğimizde ise pançomuzu bile giymiştik. Dağda bir kaç yerde bedevilerin su ve atıştırmalık sattıkları barakalar var. Siz yine de giderken yanınıza su ve atıştırmalık alın, çünkü her baraka açık olmayabiliyor.

Biz bu tura gittiğimiz günün sabahında tüplü dalış yaptığımızdan, sabah saat 07:00 de kalkmıştık. Gece ilerledikçe ve tırmanmaya devam ettikçe hem uykusuluk ve yorgunluk, hem de soğukla mücadele ediyorduk. Dağın zirvesine gelmeden önceki son mola yerinde hava sıcaklığı çok fazla düştüğünden oradaki bedeviler battaniye kiralıyorlar. Birer adet battaniye kiralayarak içecek ve atıştırmalık da alıktan sonra yolumuza devam ettik. Zirvene ulaştığımızda gece 01:00 de başlayan tırmanışımız yaklaşık dört buçuk saat sürmüş ve güneşin doğuşuna dakikalar kalmıştı. Dağın zirvesindeki ibadethaneyi gördükten sonra güneşin doğuşunu izlemek için bekleyişe geçtik. Eminim herkes hayatında en az bir kere güneşin doğuşuna şahit olmuştur fakat böyle bir zirvede ve böyle bir kutsal mekanda güneşin doğuşunu seyretmek bambaşkaymış. Güneş o kadar yakın ve büyük gözüküyordu ki; sanki yanıbaşımızdan doğuyordu. Bu duygu, bütün gecenin yorgunluğuna ve soğuğa değmişti.

Güneşin doğuşunu izledikten sonra dönüşe geçtik. Dönüş, tırmanışın yarı süresinden bile az sürmüştü. Yokuş aşağı inmenin ve havanın ısınmasının etkisiyle de enerjimiz tekrardan yerine gelmişti. İndiğimiz bölgede St.Catherine manastırı yer almaktaydı ve sıradaki destinasyonumuz burasıydı.
St.Catherine Manastırı; İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik için kutsal bir yer olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.
Dünyanın en eski manastırlarından biri olan St.Catherine hakkında rehberimizden detaylı bilgiler aldıktan sonra kahvaltı yapacağımız mekana geçmek için yola koyulduk. Sabah kahvaltısı ortalama düzeydeydi. Kahvaltı sonrası otele dönüş için araçlara geçtik. Yorucu ama bir o kadar da keyifli bir turun da sonuna gelmiş olduk.
Aşağıda bu tura ait kendi kameramız ile çektiğimiz fotoğraflar yer almaktadır.

Şehir Turu, Naama Bay, Old Town, SOHO Square

Sharm El Sheikh’in bu bölgelerine kaldığınız yerin uzaklığına göre taksi veya minibüs kullanarak ulaşabilirsiniz. Biz buralara minibüs kullanarak gittik ve söylemeliyiz ki; şehir içinde ulaşım ücretleri oldukça ucuz. Hatta bazı taksiciler size telefon numaralarını da verebiliyorlar. Bir yere gitmek istediğinizde sizi götürüp getirebiliyorlar. Ama taksiye binmeden önce fiyatta anlaşın ve pazarlık yapın. Bizimkisi gibi bir taksimetre mantığı yok, fiyatı şişirebiliyorlar.

Naama Bay; Sharm El Sheihk’in mini bir sahil kasabası olup restaurantların ve alışveriş merkezlerinin olduğu bir tatil beldesi. Biz buradan Dahab Safari ve Blue Hole turu, Tiran tekne dalışı , Sina Dağı tırmanış turu ve Ras Mohammed turlarını satın almıştık. Tur aldığınız yer sizden kapora isteyebilir. Biz kapora vermiştik.
Alışveriş yapabileceğiniz çok fazla dükkan var. Bazı dükkanlarda ise yöreye özel parfüm esansları satılıyor. Hatta bu parfümlere firavunların ve kraliçelerin isimlerini bile vermişler. ( Tutankamon’un kokusu, Cleopatra vs. ) Alışveriş yaparken önce mutlaka fiyatını sorun. Naama Bay ve Old Town’un esnafı bizim 70 li yılların turist gören esnafları gibi kolundan tutup mağazaya götürüyor sizi. Buralarda genellikle ürünlerin üzerinde fiyat yazmıyor ve siz alın sonra hesaplar bakarız deyip sonrasında saçma sapan fiyatlar çıkarabiliyorlar. Buna dikkat edin. Eğer deniz kıyısında oteller arıyorsanız kalmak için Naama Bay’ı tercih edebilirsiniz. Renkli ve hareketli bir gece hayatı var.
Balık restaurantları Kızıldeniz’e özgü balıklar pişiriyor.

Diğer gittiğimiz bölge ise Old Town. Burada ihtişamlı Al Sahaba Camii‘sini göreceksiniz. Gece görüntüsü muhteşem oluyor. Işıklandırma ve mimarisi çok iyi tasarlanmış. Old Town’un çarşısı Old Bazaar; bu caminin etrafına kurulmuş vaziyette. Eskiden şehir merkezi burasıymış. Buradaki dükkanlarda da genellikle fiyat yazmıyor. Önce fiyat sormakta fayda var. Paranızı Mısır Paunduna çevirip sonra alışveriş yapmanızı tavsiye ederiz. Dolar ve Euro ile yapılan alışverişlerde yüksek fiyatlar çekiyorlar. Mısır Paundu kullanırsanız daha ekonomik olur. Pazarlık esnekliği bizimkinden çok daha fazla diyebilirim. Satıcının 250 Paunddan açtığı bir fiyatı 50-100 Paunda kadar indirmek mümkün. Sharm’a gelinir de nargile içmeden gidilir mi? Nargilenin anavatanı olan coğrafyada bir kafeteryaya girdik ve 2 nargile, 2 Türk kahvesi, 2 çay için ödediğimiz para bizim paramızla 5,5 TL yapıyordu. Bedavadan biraz pahalı olarak keyfimizi yaptıktan sonra bu tarihi yerin tadını çıkarttık.

Bir diğer bölge ise; bizim hayran kaldığımız Soho Square yani Soho Meydanı. Burası yapılırken milyonlarca dolar para harcanmış ve mimarisi, su ve ışık gösterileri, içerisindeki mekanların yapısı ve peyzajı ile Las Vegas’ı andırıyor. Buradaki dükkanlar daha elit ve ürünlerin üzerinde fiyatlar yazıyor. Esnafı daha görgülü, diğer yerlerdeki gibi satıcı ısrarı yok. Hediyelik eşyalar için Khan El Khalili Bazaar’ı tavsiye ederiz. Sahibi Emad, hem çok ilgili hem de kültürlü bir satıcı. Dünyanın her mutfağından premium restaurantların yer aldığı Soho Square’de her akşam 20:00 den sonra su ve ışık gösterileri başlıyor. Ayrıca dünyaca ünlü barlardan Hard Rock Cafe ve Ice Bar da burada bulunuyor. (Şehir içinde ayrıca 1 tane daha Hard Rock Cafe var) Alkol kullanıyorsanız uğramadan geçmeyin. Soho Square, akşamları hareketli olduğundan dükkanlar öğleden sonra açılıyor. İyi bir akşam yemeği yiyip güzel vakit geçirmek için Sharm’daki en ideal bölge olduğunu söyleyebiliriz. Işık ve su gösterilerini izlemek için buraya akşam gitmenizi tavsiye ederiz. Buraya gelince Mısır’da değil de , Avrupa veya Amerika’da gibi hissedeceğiniz kesin. Mısır’ın her yerinde olduğu gibi burada da ödeme yaparken mutlaka pazarlık yapın.

Sonuç olarak…

Sharm El Sheikh, su altı hayranlarının dünya üzerindeki en iyi tatil yapacağı noktalardan birisi ve senenin 12 ayı denize girilebilmesi nedeniyle kış izninizde dahi yaz keyfi çıkarmak istiyorsanız sizin için muhteşem bir yer diyebiliriz. Biz buraya bayıldık. Kesinlikle tekrar gitmeyi düşünüyoruz. Mısır halkı; Türk vatandaşlarına karşı çok sıcak davranıyor. Yolda gezerken Türk olduğunuzu öğrendiklerinde genel olarak ilk söyledikleri söz ” Yavaş yavaş, Hasan ŞAŞ” oluyor. Bunu duyunca şaşırmayın. Bir tarafta dünyanın en iyi dalış noktalarından birinde suyun keyfini çıkarırken, diğer tarafta kendinizi bedevi hayatının ve kültürünün içinde bulabileceğiniz, şehrin bazı bölgelerindeki mimariye hayran kalacağınız, turist dostu bir yer Sharm El Sheikh. Mutlaka gidip görmenizi tavsiye ederiz.
Mısır halkında bahşiş beklentisinin de yüksek olduğunu belirtmeliyiz.
Aşağıda şehir turunda iken kendi kameramızdan çektiğimiz bazı fotoğraflar yer almaktadır.
Rota bizden, yol yapmak sizden… İyi tatiller.

İzmir’den Kaş’a Ege-Akdeniz Kamp Turu

Yıllardır Ege-Akdeniz rotalarını gezen bir çift olarak en beğendiğimiz turlarımızdan birini siz değerli okurlarımızla paylaşmaya karar verdik.

İçinizdeki gezgine kulak verin ve arkanıza yaslanıp Ege-Akdeniz’in muhteşem mavi-yeşil koylarını bir de bizim gözümüzden görün.

Yazımıza başlamadan önce aşağıdaki tur videomuzu izlemeyi unutmayın. Bizi Nfikir adlı Youtube kanalımızdan da takip edip gezilerimizle ilgili yüklediğimiz içerikleri izleyebilirsiniz. Şimdiden iyi tatiller…

İzmir Karaburun-Dolungaz Koyu

Turumuzun ilk durak olarak İzmir’den başlıyoruz. Karaburun bölgesinde birbirinden güzel koylar mevcut. Tercihimizi Dolungaz Koyu’ndan yaptık. Koy içerisinde Şirin Baba Camping’de konakladık.Tesiste kahvaltı ve ızgara çeşitleri yapan bir işletme mevcut. Eğer yemeğinizi kendiniz yapmak isterseniz koya gelmeden önceki marketlerden alışveriş yapabilirsiniz. Yol üstündeki Migros’tan alışverişimizi yaparak koya ulaştık.Kamp alanında tuvalet-duş mevcut. Duşlarda sıcak su yok. Tuvaletler temizdi. Çadır bölümleri için çardaklı bir alanı da mevcut. Böylelikle gündüz güneşinden etkilenmeden çadırınızı kurabileceğiniz yerler var. Ayrıca karavan ve araç üstü çadır alanı ise denizin kenarında yer almakta. Böylelikle eşşsiz manzaranın keyini çıkarıp huzur dolu bir tatil yapabilirsiniz. Denizi çok temiz ve suyu ılık. Biz Ağustos’ta gittik ve denize girerken hiç üşümedik. Sabah ve akşam saatlerinde hafif dalgalı olabiliyor. Koyun bir tarafı havuz gibi, deniz sakin, görüntü muhteşem. Karavan tarafındaki bölgede ise çok fazla balık var. Su altı zenginliği harika ve hatta bölgede dalyan kurulup balık avcılığı da yapılmakta. Sessiz, sakin ve huzur dolu bir yer. Burada 1 gece konaklayarak yolumuza devam ettik.Aşağıda Dolungaz Koyu’ndan bazı fotoğraflarımızı görebilirsiniz.

Kuşadası-Güzelçamlı Dilekyarımadası Milli Parkı

Sıradaki durağımız Kuşadası-Güzelçamlı. Ege bölgesindeki en favori yerlerimizden biri olduğunu yazmadan geçemeyeceğim. Buradaki konakladığımız kamp alanı ise yine 2017 yılında motosikletle gittiğimiz Ege-Akdeniz turunda kaldığımız aynı tesis oluyor. Lazoğlu Kamping ve Bungalov Evleri. İtiraf etmeliyim; tesis üç yılda kendini geliştirmiş ve ekstra bungalov evler yapılmış. WC-Tuvalet mevcut. Çadır kamp alanında sosyal mesafeye göre alan oluşturulmuş ve çadır için kişi başı ödediğiniz ücrete sabah kahvaltısı da dahil. Sabah kahvaltısı bir kamp alanına göre yeterli düzeyde.Tesiste elektrik var. Tesisin bir de büfe bölümü mevcut. Burada fast food ve kokoreç satışı da yapılıyor. Kendiniz mangal yakmak isterseniz Lazoğlu Kamping’in karşısında Zeus Piknik Alanı var. Burası çok büyük bir alan üzerine kurulmuş kendin pişir kendin ye sistemiyle çalışan bir mekan. Biz ise sadece kasap kısmından et aldık ve kaldığımız mekan olan Lazoğlu Kamping’e dönüp mangalımızı orada yakmıştık.

Gelelim bu bölgeye asıl gelme amacımıza… Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın muhteşem koylarında yüzüp, botanik parkındaki endemik bitkilerin keyfini çıkarabilirsiniz. Milli Park’ta 4 ayrı koy mevcut. Bunlardan bize göre en güzeli Aydınlık Koyu. Bu koyda iki giriş var. Eğer daha sakin olan bölgesine gitmek isterseniz ilk girişi pas geçip aracınızla yola devam edin. Biraz ilerledikten sonra 2. girişin tabelasını göreceksiniz. Buradan inince koyun en sol tarafına gitmiş oluyorsunuz. Denizi muhteşem, ilk giriş biraz taşlık sonrası ise beyaz kum olduğundan, güneş ışığının etkisiyle 15 metrede bile denizin dibini çok rahat görebilirsiniz. Buraya palet ve şnorkel/maske ile gelirseniz denizaltı canlılarının muhteşem görüntülerine tanık olabilirsiniz. Botanik park, 4. koy olan Karasu Koyu’nda yer almaktadır. Burada hem denize girip hem de botanik parkın o eşsiz ağaçları ve endemik bitki örtüsünü gezebilirsiniz.Milli parkı gezdikten sonra , hemen çıkışında Zeus Mağarasını ziyaret edebilirsiniz. Mağarayı ziyaret edecekler terlik veya tabanı kolay kayacak sandalet vs. giymemeliler. İnişte taşlar kaygan ve mağaradaki suyun çok derin olduğunu belirtmek isteriz.

Akşam gezmek için ise Kuşadası merkeze gidebilirsiniz. Bu rotamızdaki bazı fotoğraflara bir göz atın.

Didim Bozbuk-Haydar Koyu

Sıradaki durağımız Haydar Koyu. Burayı Akbük-Haydar Koyu olarak da bulabilirsiniz. Bu bölgede navigasyon yanlış yönlendirdiğinden dolayı yol tarifi verelim dedik. Öncelikle Bozbük’e giderken karşınıza gelecek kavşakta sola doğru Kaplankaya tabelası var.Siz Kaplankaya yönüne dönmeden düz gideceksiniz. Yoldan sapmayın, ilerde yol çatallaşacak ve sağ taraf Lalekent Sitesi’ne gidecek. Siz sol taraftan yolu takip ederek koya varacaksınız. Koyda bir adet tesis mevcut. Ücretli WC ve bozuk para ile çalışan süreli soğuk duş otomatları imkanı var. Tesiste balık dahil ızgara çeşitleri ve fast food çeşitleri, kahvaltı ve çay kahve mevcut. Bu koyun sol tarafında ücretsiz olarak kamp yapabileceğiniz alanlar yer almakta. Tesisteki işletmeci bize bu tesisin 24 saat açık olduğunu söyledi. Burada kamp atmak isterseniz imkanlar yeterli seviyede diyebiliriz. Telefonları şarj etmek için powerbank lazım olabilir. Tesiste yemek yerken de işletmeciden telefonunuzu şarj etmesini rica edebilirsiniz. Gece konaklama için kafa feneri vs. ışık kaynağı şart. Denizi fevkalade güzellikte ve çok fazla balık var. Olta veya zıpkın için uygun bir bölge diyebiliriz. Şanslıysanız akşam yemeğinizi denizden çıkarabilirsiniz. Bu koydaki tesisin adı haritalarda St.Pauli Beach Cafe olarak geçmektedir. Aşağıda buradaki fotolarımızdan bazıları yer almaktadır.

Bodrum Mazı-Ilgın Koyu

Sıradaki durağımız Bodrum’un Mazı köyünde yer alan Ilgın Koyu oluyor. Buraya gelmek için haritalara Ilgın Beach Homes yazmanız yeterli. Buraya gelirken yol üstünde Mumcular’da Migrost’tan alışveriş yapabilirsiniz. Aç geldiyseniz Migros’un biraz ilerisinde sağda yer alan Huzur Pide Restaurant’ta pide yemenizi tavsiye ederiz. Türkiye’deki en iyi butik otellerden biri olan Ilgın Beach Homes’un olduğu koyda ister otelde kalın, isterseniz de koyda ücretsiz olarak kamp yapın. Tercihi size bırakıyoruz. Biz araçüstü çadırımızı açıp burada 2 gece konakladık. Elektrik, WC ve duş imkanı bulunmamakta, bu imkanlar sadece otel tarafındaki beach bölgesinde yer almaktadır. Alışverişinizi gelmeden yapmanız sizin için kolaylık sağlayacaktır. Deniz muhteşem, kamp alanı ise zaman zaman rüzgarlı oluyor. Çadırınızı iyi sabitlemeniz gerekebilir. Koy ayrıca karavan konaklamaları için çok uygun bir konumda yer alıyor. Kamp yapılacak alan çok geniş ve düz olduğundan ve denizi çok temiz, deniz canlıları bakımından zengin olduğu için biz burayı çok beğendik. Ilgın Koyu’ndan bazı fotoğraflarımız aşağıda yer almaktadır.

Muğla Akbük Koyu

Sıradaki durağımız Gökova Körfezi’nin en vazgeçilmez tatil beldelerinden biri olan Akbük Koyu oluyor. Orman ve denizin iç içe olduğu, bölgenin en güzel koylarından birisi olan Akbük’te; çarşaf gibi durgun ve pırıl pırıl bir deniz bizi karşılıyor. Denize yürüme mesafesinde kamp alanları mevcut. Bir çok kamp alanında elektrik, wc, duş ve ortak mutfak yer almaktadır. Şezlongların önünde, denizin üzerinde ahşap iskeleler yer alıyor. Şezlongların birbirine yakın ve plajın genelde kalabalık olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Kalabalık nedeniyle biz burada kalmak yerine daha önceki yıllarda da konakladığımız Akyaka Orman Kampı’na gitmeyi tercih ettik. Akbük’ten bazı görüntülerimizi aşağıda bulabilirsiniz.

Akyaka – Muğla

Sıradaki durağımız nehir, orman ve deniz üçlemesinin biraraya gelip muhteşem bir habitat oluşturduğu Akyaka oluyor. Burada konaklama için daha önce de kaldığımız Akyaka Orman Kampı’nı seçiyoruz. Tesiste çadır başı ücret alınmakta olup; küçük çadır, büyük çadır, sezonluk kamp ve karavan kamp alanları bulunmaktadır. Ayrıca sezonluk veya kısa süreliğine kiralık evler de mevcut. Kamp alanlarında elektrik panolarında priz çıkışları, düzenli temizlenip dezenfekte edilen WC ve duşlar, restaurant, market ve piknik alanı yer almaktadır. Duşlardaki su güneş enerjisi sistemiyle ısınıyor, bulaşıkhane ve çamaşırhane mevcuttur. Ek ücret karşılığında buzdolabı kiralayabilirsiniz.Yerde ateş yakmak ve mangal yakmak yasak fakat elektrikli ızgara ve küçük tüp veya ocak ile yemek pişirebilirsiniz.Elektrik panosundan çıkış almak için uzatma kablonuzu getirmeyi unutmayın.

Akyaka Orman Kampı’nın içerisinden Akyaka merkeze ve sahile yürüyerek geçiş imkanınız var. Orman kampından akşamüstü yürüyüş için sahile geçiş yaptığınızda tekne turları hakkında bilgi almayı unutmayın.Hediyelik eşya ve el yapımı ürünlere de göz atabilirsiniz.

Ormandan denize inen koyların bir çoğu havuz gibi …Bazı koylar plaj şeklinde iken, bazılarında ise havuz merdiveninden derin sulara kendinizi bırakıyorsunuz. Denize karışan tatlı sular nedeniyle üst kısmı soğuk, daldığınızda ısınıyorsunuz. Su altı canlılığı çok zengin olan bölgede akya sürüleri , yunuslar ve iri kefaller görmek mümkün. Akyaka Orman Kampı’nda denize gireceğiniz koylardan bazılarını; Akvaryum, Burun, 72 Merdiven, Albay’ın Koyu olarak sıralayabiliriz. Aslında ormandan denize inen her yerden yüzmek mümkün. İsmini saydığımız koylar arasında patika yol ve merdivenleri kullanarak geçiş yapabiliyorsunuz.

Kahvaltı için Akyaka merkezde bulunan Sarıyer Börekçisi’ni tavsiye ederiz. Özellikle kıymalı böreği çok lezzetli ve çay fiyatları çok uygun olan mekanda kahvaltınızı yaptıktan sonra serinlemek isterseniz bulunduğunuz yere araç ile 5 dakika mesafede bulunan Azmak Nehri ( Kadın Azmağı) ‘nın soğuk sularına kendinizi bırakabilirsiniz.
Azmak Nehri’nin eşsiz florasını orada bulunan ufak teknelerle uygun fiyata tur yaparak keşfedebilirsiniz.
Aşağıda hem 2017 yılı Ege-Akdeniz 2.701 km motosiklet turumuzdan hem de 2020 yılında arazi aracımızla yaptığımız turdan görüntüler yer almaktadır.

Yuvarlakçay

Akyaka’dan Fethiye’ye geçmeden önce yol üzerinde serinlemek ve kendimizi buz gibi suya bırakıp sonrasında güzel bir öğle yemeği yemek için Ortaca’da bulunan Yuvarlakçay’a uğruyoruz. Burada akarsuyun kenarında bir çok restaurant mevcut ve hemen hemen hepsi akarsuyun bir kısmını set ile kapatıp havuz yapmış ve üzerine salıncak koymuş. Biz tercihimizi Akarsu Restaurant’tan yana yapıyoruz. Salıncaktan suya atlayıp yüzdükten sonra su içerisindeki masaları tercih edip güzel bir öğle yemeği yiyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Burası yol üstünde olması sebebiyle mutlaka uğranılması gereken bir yer. Sac kavurmayı tavsiye ederiz.

Katrancı Koyu- Fethiye

Akyaka’dan sonra rotayı Fethiye’nin en güzel koylarından biri olan Katrancı Koyu’na çeviriyoruz. Burası Orman İşletme’ye bağlı milli park olduğundan çadır ve karavan kamp fiyatları diğer kamp alanlarına göre daha uygun. Tesis çok geniş, orman ile denizin iç içe kolduğu bir konsept mevcut.
Tesis içerisinde elektrik, duş, wc, çamaşırhane, bulaşıkhane, market, manav, ek ücret karşılığu buzdolabı temini mevcut. Uzatma kablonuzu unutmayın. Koyun coğrafi yapısı itibari ile denizi çarşaf gibi, sakin ve su sıcaklığı ılık diyebileceğimiz seviyelerde. Günübirlik için ziyaret eden konuklar ile kamp yapan konuklar farklı koylarda kalıyorlar. Koylar arası geçiş mevcut.
Akşam yemeğinde kendinizi ödüllendirmek isterseniz 15 km uzaklıkta bulunan Fethiye merkezdeki Çarıklı Et Kasap ‘tan alışveriş yapmanızı tavsiye ederiz. Ayrıca bu kasap Fethiye Balık Pazarı ile yanyana olduğundan zevkinize göre et veya balık alabilirsiniz.
Fethiye’ye gelmişken biraz adrenalin yaşayayim derseniz de yamaç paraşütü yapmayı unutmayın. Aşağıda farklı yıllarda Katrancı’da çektiğimiz fotoğraflarımızı görebilirsiniz.

KAŞ

Sıradaki durağımız Akdeniz’in gözbebeği, Türkiye’nin en iyi dalış merkezi, göz alıcı maviliği ve denizaltı canlı çeşitliliği ile ünlü, her yıl gittiğimizde ”Burada yaşanır yav, yerleşsek mi? ” diye düşündüğümüz Kaş oluyor. Kaş bizim için ikinci ev oldu artık. Yıllardır sektirmeden mutlaka uğrarız. İlk zamanlar otel tatili yapıyorduk fakat yıllar geçtikçe kamp tatiline döndük. Kamp yeri için bir sürü güzel ve uzun zamandır bölgede hizmet veren mekanlar var.
Biz uzun zamandır tercihimizi Kaş Marin Otel’in karşısında bulunan Sante Beach Camping’ten yana kullanıyoruz. Bu kamp alanının bulunduğu bölge eskiden Kaş Marin Otel’in beach club bölümüydü. Bu nedenle yerler ahşap, üst kısımda kocaman bir çardak, duşlarda elektrikli şofbenler, kullanışlı bir mutfak alanı ve buzdolapları, dekoratif masalar ( mermer olanlar çok iyi oluyor deniz kenarı akşam yemeği keyfi için) , denize sıfır konumda olması ve elektrik prizlerinin çadırların yakınında bulunması, karavan ile kamp yapabilme imkanı tesisin artıları olarak yazılabilir. Aslında teras gibi bir alanda kalmış oluyorsunuz. Denize sıfır ve siz ikinci kattasınız. Merdivenlerden denize iniliyor. Dolayısıyla manzara muhteşem ve akşamları adeta bir kamp alanı değil, lüks bir restaurant havası veriyor. Kamp için kişi başı ücret alınıyor. İşletmeye ait mutfak eşyaları da mevcut. Mutfaktaki tüp ve diğer mutfak gereçlerini de kullanabilirsiniz.Kalacak yer hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra şimdi de ”Kaş’ta neler yapılır ve nerelere gidilir?” sorularının yanıtlarından bahsedelim.

Limanağzı

Kaş Limanı’ ndan kalkan tekne taksilerle sadece denizden gidebileceğiniz ve denizinin muhteşem olduğu bölgedir. Limanağzı’na karadan tek ulaşım üç bin yıl önce yaşamış Likyalılar’ın yürüyüş yolunu kullanarak yaklaşık bir saatte varılabiliyor. Eğer trekking seviyorsanız ve Likya İmparatorluğu’nun kalıntılarının arasından Limanağzı’na gitmek istiyorsanız böyle bir seçeneğinizin olduğunu da belirtmek isteriz. Limanağzı’nda bir çok beach club yer almaktadır. Genel olarak buralara geldiğinizde kişi başı olarak belli bir miktar tesiste para harcamanız karşılığında şezlong ücreti ve giriş ücreti alınmıyor. Bu uygulamayı yapmayan ve girişin ücretsiz ve para harcama için alt limit belirlemeyen tesis Delos Beach Hotel’dir.
Bu durum yıllar içerisinde değişebilir.En azından 2020 yılı için bu şekildeydi. Daha önce La Moda Beach e gidiyorduk. Direkt olarak mekan tavsiyesinde bulunmayacağız ama nereye giderseniz gidin deniz muhteşem ve avlanma yasağı olduğundan dolayı su altı canlıları açısından zengin bir yapıya sahip. Caretta Caretta kaplumbağaları ile yüzmeniz mümkün. Aşağıda Caretta ile yüzerken çektiğimiz fotolarımızdan bazılarını görebilirsiniz. Biz dev bir Caretta ile yüzecek kadar şanslıydık ama etrafta bir sürü yavru ve genç Caretta görmek de mümkün.

Koylar ve Plajlar

Kaş’ta yüzme zevkinize göre bir çok koy yer almaktadır. Suyu çok soğuk olmasın, beach club hizmeti ve otoparkı olsun, yeme içme ihtiyacımı tesisten karşılayim derseniz Hidayetin Koyu ‘nda Bianca Beach’i tercih edebilirsiniz.
Ben soğuk suları severim.Benim için önemli olan yüzmek, öyle koca bir plaj da olmasına gerek yok, etrafında hizmet alabileceğim güzel mekanlar olsun derseniz Küçükçakıl’ı tercih edebilirsiniz.
Su pek sıcak olmasın ama çok da soğuk olmasın, şöyle rahat rahat şezlonguma uzanayim de bir güneşleneyim, keyif yapayim de ısınırsam gider yüzerim derseniz Büyükçakıl tam size göre diyebiliriz.
Yıllar önce olan depremden dolayı kanyonun yarılması sonucu doğal bir şekilde oluşmuş ve yukarıdan görüntüsü itibari ile eşsiz bir yapıya sahip, son bir kaç yıldır içerisinde işletmenin de olduğu ve tesis hizmeti alabileceğiniz, genelde kalabalık bir mekan olan Kaputaj Plajı da görmeden geçmeyin.Kaputaj Plajı; Kaş’tan Kalkan’a giderken yol üzerinde yer almaktadır. Ayrıca Kaş’a ilk gelirken Fethiye tarafından geliyorsanız, önce Kalkan’ı sonra da Kaputaj Plajı’nı yol üstünde göreceksiniz. Kalkan; yıllar içerisinde İngilizler tarafından bölgede alınan araziler ve evler sonucu artık bir İngiliz Kasabası haline gelmiştir. Yapılaşması ve temizliği ile çok düzenli bir kasabadır. Kaş’a gelmişken çok yakın olması itibari ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Fethiye üzerinden gelenler Kaş’tan önce uğrama imkanına sahiptir.
Bunlar dışında Kaş’ta bir çok plaj ve halk plajı mevcuttur. İnceboğaz, Akçagerme, Seyrek ve Kalkan tarafında Fırnaz Koyu bu plajlardan bazılarıdır.
Aşağıda hem kamp alanından hem de bu plajlardan yıllar içerisinde çekmiş olduğumuz fotolardan bazıları yer almaktadır.

Yapılacak Aktiviteler

Yapılacak aktivitelerin en başında tabii ki dalış gelmektedir. Dünya’nın en önemli dalış merkezlerinden biri olan Kaş’a gelinir de dalmadan gidilir mi? Hem yüzme bilmenize de gerek yok, zaten suyun altında nefes alıyorsunuz. Deneme dalışı yaparak su altı dünyasının muhteşem maviliğine adım atın. Dalış için Canyon Diving Center veya Nautilus adlı dalış teknelerini önerebiliriz.
Su altı keyfinden sonra yapılacak aktivitelerin en başına Kekova Turu‘nu koyabiliriz. Bölgedeki uzun yıllar hüküm sürmüş Likya İmparatorluğu’nun batık şehri olan Kekova’ya yapacağınız bu gezide bazı gezi teknelerinin alt kısmındaki cam seyir terası bölgelerinden batık şehri gözlemleyebilirsiniz. Bölge tamamen sit alanı olduğundan deniz muhteşem, tertemiz ve hatta bazı bölgelerde yüzmek dahi yasaktır. Kekova Turu esnasında duraklardan biri olan Simena (Kaleköy) sizi kendisine hayran bırakacak güzelliğe sahip. Yalnızca denizden ulaşımın sağlandığı adada yaşayan yerli halkın yaptığı dondurmalar, el işi hediyelikler ve kıyıdan su altına 4-5 metre boyunca uzanan merdivenler, batık şehir, kaya mezarları ve antik kalıntıların arasında büyüleneceksiniz. Zaman zaman kıyıdaki kafeteryada otururken carettaların yüzeyden yüzdüğünü de görebilirsiniz. Tekne turu esnasında sadece denizden ulaşım sağlayabileceğiniz birbirinden muhteşem koylarda yüzme imkanınız olacağından yüzmeyi ve snorkeling yapmayı sevenler mutlaka Kekova Turu’na katılmalılar.Ayrıca bir başka tekne turu olan on iki adalar turunda denizin ve yüzmenin tadına varabilirsiniz.
Sıradaki etkinlik Jeep Safari. Bölgede bir çok firma safari yapıyor fakat uzun yıllardır bu işi iyi yapan ve sizi eğlendiren bir firma var. Xanthos Travel.
Rotaları gayet güzel, önce su savaşları, sonra Patara Antik Kenti’ne uğrayıp size bölge hakkında bilgi veriyorlar. Dünya’nın ilk parlementosunu burada görüyorsunuz.Hatta milattan iki bin yıl önce yaşamış bir uygarlık için su depolama amacıyla şehrin sarnıca doğru hafif eğimli bir şekilde kurulduğunu görmek muhteşem. Patara plajı, dünyanın en uzun kum plajlarından. Pataradan sonra gezi devam ediyor ve yemek vs. etkinliklerden sonra Saklıkent’e varıyorsunuz. Saklıkent kanyon turu, sonrasında isteyen rafting isteyen body rafting (siz yine de sorun her zaman yapmıyorlar biraz tehlikeli) yapabiliyor. Çamur banyosu ve dönüş rotası şeklinde keyifli bir gün geçireceğiniz Jeep Safari turunu pas geçmeyin.
Kaş’a gelmişken meşhur tava dondurmasından yememek olmaz. Dondurma sevmeyene dondurma sevdirir. Merkezde yapan bir kaç yer var ama meydanda Ehli Keyif restaurantın cafe bölümündeki tava dondurmayı tavsiye ederiz. Gözünüzün önünde hazırlanıyor ve hazırlanırken hayranlıkla izlediğiniz eşsiz tadıyla tava dondurmayı mutlaka deneyin. Sizin seçtiğiniz meyve parçacıkları, nutella, bebe bisküvisi bir anda dondurmaya dönüşüyor.Bir porsiyon iki kişiye rahatlıkla yetiyor.
Kokoreç , köfte , sucuk vs. canınız çekerse Kaş Cuma Pazarı yerinde Arab’ın Yeri ‘ne mutlaka uğrayın. Hatta Nail Abi’ye bizden selam da söyleyin. Yemek bahane, muhteşem bir sohbeti olan dünyada az kalmış insanlardan. Sanki kendinizi evinizde hissettiğiniz ender mekanlardan.
Gözleme, kahvaltı veya öğle yemeği için merkezde bulunan Miray Cafe’yi tercih edebilirsiniz. Fatoş Hanım yılların şefi, Avrupa mutfağından Türk Mutfağı’na kadar çok geniş tarifleri var. İki oğlu ile ile işlettiği aile işletmesinde oğulları aşçılık alanında uzmanlaşmış ve hatta yarışmalara katılmışlardır. Kaş’taki en lezzetli ve bol malzemeli gözlemeyi burada yiyebilirsiniz. Cuma günleri pazar alanında tezgah açtıkları için kafe kapalı oluyor. Gözleme için pazar alanına gidip yemeniz gerekiyor. Merak etmeyin, pazar alanında da masalar kuruyorlar. Kalkan’dan İngilizler dahi özellikle gözleme yemeye buraya geliyorlar.
Canınız döner çekerse, dönerin bildiğimiz gibi dik olarak şişe takılmayıp yatık pişirildiği (Cağ Kebabı ile karıştırmayın ikisi farklı şey) Hünkar Restaurant’ta yatık döner yiyebilirsiniz. Kaş merkezde Aysun Pastanesi ile Muhtar AVM ‘nin arasında yer alan Hünkar Restaurant’ı bir kez denemenizi öneririz. Kıymalı börek ve tahinli çöreği ile meşhur Aysun Pastanesi’ni de pas geçmeyin. En az bir kez burada kahvaltı edin.
Kaş’ta deniz malzemeleri, snorkeling, palet vs ihtiyacınız olursa gideceğiniz yer Yalçın Av Malzemeleri olsun. Biz yıllardır keyifle alış-veriş yapıyoruz. Ürünleri hem kaliteli, hem uygun, hem de Yalçın Abi çok ilgili. Her zaman sattığı ürünün arkasında duran bir esnaf. Son olarak market alışverişi için Muhtar AVM’yi öneriyoruz. İki tane var, birisi liman girişindeki küçük market, bizim önerdiğimiz merkezdeki diğer büyük olan Muhtar AVM. Burada hem fiyatlar uygun hem de ürün yelpazesi çok geniş ve ayrıca Kaş’ın yöresel yanık dondurmasını da bulabilirsiniz.
Pansiyonda kalacaklar için Kaş’ın en eski pansiyonlarından birisi olan Mavi Pansiyon’u öneririz. Meis Adası manzaralı terasında yöresel lezzetlerle dolu sabah kahvaltınızı yapıp güne keyifli başlayabilirsiniz. Oda+kahvaltı olarak hizmet veriyorlar.Kahvaltısı bölgedeki diğer tesislere göre meşhur olan bir yer. Laf aramızda işletmecinin otel sahibi arkadaşları dahi ara sıra burada kahvaltı yapmaktadır.Alternatif olarak Kaş’ta bir çok kamp/mocamp ve otel/pansiyon bulunmaktadır. Bayram zamanlarında aşırı yoğunluk olduğundan rezervasyonunuzu buna göre ayarlamanızı tavsiye ederiz. Ayrıca her yıl 29 Ekim’de Kaş Meydanı’na işletmeler tarafından kurulan masalar, ziyafet ve kutlamalardan sonra sezon kapanır. 29 Ekim kutlamaları için hayatınızda bir kez de olsa Kaş’ı tercih etmenizi öneririz. Yıllardır biriktirdiğimiz anıları aşağıda derledik. Keyifli tatiller dileriz.

BONUS: Finike Mağaralı Koy

Eğer dönüşü Antalya üzerinden yapacaksanız mutlaka Finike Mağaralı Koy’a uğramanızı tavsiye ederiz. Buraya gitmek için haritalara Mağaralı Koy yazmanız yeterli olacaktır. Otopark imkanı olmadığını belirtelim, aracınızı yol kenarına bırakıp koya inmek için korkulukların orada bulunan merdivenlerden iniş yapıyorsunuz. Bakir bir koy olan Mağaralı Koy’da tesis imkanı da yok. Yani eğer burada kamp yapmayı düşünüyorsanız alışverişinizi önceden yapmanız gerekmekte. Biz eve dönüş yolunda hem yüzmek için hem de görüntüler alıp siz değerli okuyucularımıza fikir olması açısından uğradık. Koy çok güzel ve çadır kurmaya müsait. Tuvalet ve duş imkanı yok. Sessiz, sakin ve ücretsiz kamp yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan durumunda. Sol tarafına doğru beş dakika yüzerek mağaraya varıyorsunuz. Burada ufak bir çakıllık var. Burada dinlenebilir ve denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Fotolar için çok güzel bir manzara olduğunu belirtmek isterim. Mağaralı Koy’dan aldığımız görüntülerden bazıları aşağıdadır.

Eğlenceli bir rotamızın da sonuna geldik, biz yazarken o keyifli anları tekrar yaşadık. Gezerken en az bizim kadar keyif almanız dileğiyle yüzünüzden gülücük eksik olmasın. Şimdiden iyi tatiller…

Balkanların incisi : Makedonya

Bir bölgesinde Arnavutların ve Müslümanların, diğer bölgesinde ise Hristiyanların yaşadığı Vardar Nehri’nin iki yanına kurulmuş heykeller diyarı Üsküp, Avrupa’nın en eski göl şehri olan Ohrid, yapımında süslemeleri için 30.000 den fazla yumurta kullanılan Alaca Camii’nin olduğu bölge Tetova-Kalkandelen, efsanevi güzelliği ile Matka Kanyonu, Galicica National Park, muhteşem güzelliği ile Mavrovo National Park ve daha nice muhteşem yerler için Makedonya’yı bizim rotamızdan keşfedin.

Keşfederken de Makedonya mutfağının harika lezzetlerini tatmayı unutmayın.

Rota bizden, yol yapmak sizden.

Ege-Akdeniz Rotaları

Masmavi denizi ve ormanla koyların iç içe olduğu her türlü adrenalin ihtiyacınızı karşıyalacak etkinlikleri ile (yamaç paraşütü, scuba diving, scuba do, rafting, flyboard, bungee jumping, jetpack, safari, ATV turları, kanyon turları, parasailing, su eğlence parkurları vb.) muhteşem koylar ve kamp alanlarıyla Ege-Akdeniz rotalarımızı incelerken bile heyecanlanacaksınız. Bunun için açılır menüden gitmek istediğiniz yeri seçmeniz yeterli…

Rota bizden, yol sizden.

Karadeniz Rotaları

Yeşilin büyüsünde kaybolanlardan mısınız?

Yeşil ve mavinin iç içe olduğu koylarıyla, dereleri, şelaleleri ve kanyonlarıyla Karadeniz’i bizimle keşfetmeye var mısınız?

O halde açılır menüden gitmek istediğiniz yeri seçerek bu maceraya başlayabilirsiniz.

Rota bizden, yol yapmak sizden.

Günübirlik Rotalar

Kısa geziler veya bir-iki günlük konaklama için uygun rotalarımızı görmek için açılır menüden gitmek istediğiniz rotayı seçmeniz yeterli olacaktır.

Kısa tatillerinizde veya hafta tatillerinizde işinizin stresinden uzaklaşmak için tercih edebileceğiniz rotaları sizlerle paylaşıyoruz.

Rota bizden, yol sizden.

Sülüklü Göl

Şehrin monotonluğundan ve stresinden bunaldıysanız, kendinizi muhteşem doğanın kucağına bırakın.

İster günübirlik, isterseniz de haftasonu çadır veya karavan ile konaklamak için mükemmel bir yer olan Sülüklü Göl’ün etrafında ormanla iç içe gezi parkurları yer almaktadır. Çubuk Gölü yürüyüş parkuru çok keyifli bir parkur olup göl çevresi fotoğraf almak için muhteşem manzaraya sahiptir.

Ulaşımı Bolu-Mudurnu yolu üzerinde köy yollarından geçilerek yapılmakta olup yaklaşık son 10 km kala yolun biraz bozuk olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

İstanbul’dan geliyorsanız sırasıyla Gebze, İzmit,Sapanca, Sakarya-Akyazı’dan çıktıktan sonra Dokurcun Köyü üzerinden gelebilirsiniz.

Sülüklü Göl; son bir kaç yıla kadar sessiz sakin kamp yapıp kafa dinlemek isteyen kampçıların tercih ettiği bakir alanlardan biriyken, gün geçtikçe duyulması sebebi ile daha bilinir hale gelmiştir. Yine de Yedigöller ve Abant gibi yerlere göre daha sakin ve daha az bilinmektedir. Sırf bu nedenden dolayı bile tercih sebebi olabilir. Bölgenin harika bir florası vardır. Tabiat parkının girişinde WC vardır. Bölgede kamp yapacaklar için aydınlatma ve elektrik imkanı olmadığından yanınıza ekipman almanızı tavsiye ederiz. Geceleri hava sıcaklığının düşmesi nedeniyle uyku tulumu veya kalın bir battaniye almak yararınıza olacaktır. Geceleri silah sesi duyarsanız korkmayın. Yakın çevrede kurt,ayı,domuz gibi hayvanları korkutmak amacı ile ara sıra atış yapılmaktadır. Herhangi bir tesis vs. bulunmadığından gelmeden önce yakın köylerde bulunan bölge esnafından alışveriş yapmanızı tavsiye ederiz. Aşağıda iki farklı mevsimde yaptığımız geziden fotolar yer almaktadır.

Bolu-Gölcük Gölü Tabiat Parkı

Bolu denince akıllara genelde Yedigöller ve Abant Gölü tabiat parkları gelir. Gölcük; buralar kadar çok bilinmemesine rağmen, onlarla kıyasıya rekabet edecek kadar harika bir yerdir. Gölcük Tabiat Parkı; şehirde yaşamanın ve stresli iş günlerinin üzerinizde bıraktığı negatif enerjiyi atmak için huzur dolu bir yerdir. Ulaşımı oldukça kolay olan Gölcük Tabiat Parkı; Bolu merkeze 17 km uzaklıkta olup, merkeze geldikten sonra tabelaların yönlendirmesi ile bulunabilir ve ayrıca haritalar uygulamasından rahatça yol tarifi alınabilir. Tabiat parkında market bulunmasına rağmen alışveriş için çok çeşitli ürünler bulamayabilirsiniz. Bu nedenle Bolu merkezden gelirken Karacasu Köyü’nde bulunan marketlerden alışveriş yapabilir ve yine yol üzerindeki fırından meşhur patatesli ekmek alabilirsiniz. Tesise giriş ücretlidir lakin makul seviyelerdedir.

Tesis içerisinde çeşmelerden akan sular kaynak suyu olup çay-kahve demlemek için muhteşemdir.Bolu Belediyesi’nin yapmış olduğu çardaklar ve masalarda piknik yapabilirsiniz.Ayrıca mangal yapmak için alanlar mevcut.Yürüyüş parkurunda yürüyebilir, seyir terasında fotoğraf çekilebilirsiniz. Ayrıca bölge fotoğrafçılıkla uğraşan kişilerin harika manzaraları fotoğraflamak için en çok tercih ettiği yerlerden biridir.

Yaz mevsiminde ziyaret ediyorsanız ve akşama kadar kalacaksanız, yüksek rakımda olması nedeni ile yanınıza uzun kollu kıyafet almanızda fayda vardır. Ayrıca bölge, bisiklet kullanımı için oldukça uygundur.Tesise vardığınızda oturacağınız yeri seçmeden önce göl etrafında bir tur atmanızda fayda vardır.Tesiste golf arabası tarzı araçlarla makul bir ücret karşılığında tur atma imkanı mevcuttur.

Fotoğraftaki köşk, bölgedeki tek yapıdır.Belediye,valilik vs. devlet görevlileri tarafından zaman zaman kullanıldığı bilinmektedir. Bölgede yürüyüş yapmak için uzun parkurlar mevcuttur.Muhteşem doğası ve sessizliği ile şehrin monotonluğundan uzaklaştığınızı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz bir yerdir.Kışın çeşmeden akan suların dahi donduğu gözlemlenir.Yaz mevsiminde yazın sıcağından kaçmak için iyi bir tercihtir. Yerde ateş yapmak ve kamp yapmak yasaktır.

Biz buraya ne zaman grup olarak gitsek bölge esnafının da kazanması için yanımızda hiç yiyecek ve içecek getirmeyiz. Alışverişimizi yol üzerinde buraya yakın olan köylerdeki esnaflardan yapar ve doğada sadece ayak izimizi bırakarak geri döneriz.

Sizlerin de öyle yapacağını umut ediyoruz. Mutlu bir gezi geçirmeniz dileği ile…